We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İNSANIN TOPRAKLA İMTİHANI

1 1 0
10.07.2021

Şaban Çetin

Malum ya, insan topraktan yaratıldı. Aslında bu yaratılma meselesi, olup bitmiş bir vaka değildir. İlk insan yaratılalı beri, hepimiz, toprak üzerinde ve topraktan neşet edenleri yiyerek, içerek yaşıyoruz. Yani hücrelerimiz sürekli topraktan gelen gıdalarla yenileniyor. İşte bundan dolayıdır ki, insanoğlu, her an yaratılmaya devam ediyor.

İnsanın mayası toprak, yiyip içtiği topraktan, üzerinde ömür sürdüğü toprak ve nihayetinde onu sarıp sarmalayarak hikâyenin en başına döndürecek olan da toprak. Dolayısıyla, ‘insan ve toprak münasebeti, insanın kendisiyle münasebetidir’ dersek, hakikat dışı bir söz söylemiş olmayız.

Âşık Veysel, “Benim sadık yârim kara topraktır.” derken, bir çiftçi çocuğunun, ya da gözleri görmediği için kendisine topraktan özge bir varlığı yâr addedemeyen bir biçarenin hislerini ifade etmiyordu. O, kadim hikâyemizin en esaslı ipucunu elimize tutuşturuyor, topyekûn insanoğlunun kalbi ve vicdanı olarak konuşuyordu. Veysel, Veysel olarak değil, insanlık adına, insan olarak söylüyordu:

“Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah’a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır”

Bana, “Dünyanın çivisi yerinden ne vakit oynamıştır?” diye sorsanız, size, ‘İnsanoğlu toprakla ve toprağa bağlı olanlarla yaşama itiyadını terk edip makinalara bel bağladığı zaman dünyanın çivisi yerinden oynamıştır.’ derim. Yerinden oynayan çivinin çoktan çıktığını söylememe sanırım gerek yoktur.

Günün birinde batılı insan, haramilikten yığılmış servetin tahrikiyle, buharlı makinayı icat etti. Artık yaşamak için toprağa bağlanmasının gereksizliğine hükmetti. Buharın gücünü ve makinayı keşfedenlerin alıp yürüdüğünü görenler, kendilerinin toprakta esir olduklarını düşündüler ve toprakla bağlarını, ayak bağlarını çözer gibi çözdüler. Herkes topraklarını terk ediyor, devasa makinaların homurtuları ve bir ejderhanın soluğu gibi, bacalarından kara dumanlar yükselen fabrikaların bulunduğu şehirlere yöneliyordu. Kimsenin ardından değil sapan taşı top güllesi bile yetişmiyordu. Kaçan kurtuluyordu. Babalar oğullarına, “Var git evlat, buralarda bizim gibi “kara yesir”........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play