We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

FLAMİNGO BİZİM NEYİMİZ OLUR?|

2 1 0
26.07.2021

Bir yangının haberini alıyorsunuz, ancak size haberi getirenlerin tavrından, yangının sizinle doğrudan ilgisi olmadığı intibaı ediniyorsunuz. Ancak nice zaman sonra anlıyorsunuz ki yangın meğer sizin ocağınızdaymış. Nice türkülerimizin esaslı karakteri olmuş turnalardan “Flamingo” diye söz etmek nasıl bir yabancılaşmanın eseridir? Bir milletin mensupları kendi mecrasını bu kadar şaşırır mı, kendi macerasını bu denli yok sayar mı? Ölen sanki bu toprakların dertli sakinlerinin hatırlı dostları değil de, Dünya’nın bizce meçhul bölgelerinde yaşayan belgesel kuşlarıdır. Ateş düşüyor da, düştüğü yerde yanacak bir yürek kaldı mı?

Allı turnam bizim ele varırsan

Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Eğer bizi sual eden olursa

Boynu bükük benzi soluk yâr söyle

Ah gülüm gülüm kırıldı kolum

Tutmuyor elim turnalar hey

Ah gülüm gülüm yâr gülüm gülüm

Kız gülüm gülüm turnalar hey

Anonim

Bütün medya mecralarında bir haber geziniyor: Flamingolar ölüyor! Sesli haber spotlarını görüyor, yazılı spotları okuyorsunuz, ancak ilk elde sizinle, coğrafyanızla, ait olduğunuz topraklarla doğrudan ilgili değilmiş gibi bir intibaa kapılıyorsunuz. Zira adı zikredilen kuş türünün aşinası değilsiniz, muhtemelen, onun yaşadığı coğrafya da çok uzaklarda bir yerdedir, diye zihninizden geçiriyorsunuz. Fakat haberlerin sıklığı dikkatinizi çekiyor. İçinizde, meselenin künhüne vakıf olma arzusu uyandığında, karşınıza çıkan gerçekle sarsılıyorsunuz. Meğer bizim sömürge tıynetli medyanın “Flamingo dediği kuşlar, şu bizim “Allı Turna”lardan başkası değilmiş.

Bizde medya, Batı tesiriyle neşet etti. Bidayetinden beri “medyamız” için Batı tesiri, kendisinin hususiyetlerini belirleyen genleri havi bir çekirdek mesabesinde olageldi. İlk gazetemiz olan Takvim-i Vekâyi’den beri 190 yıl geçti. Ancak medyamız/neşriyatımız Batıcı zaviyesinden bir türlü kurtulamadı. Bu topraklara, bu toprakların insanına, onun tabii mecrasındaki macerasına ve bu toprakların meselelerine hep yabancı gözle baktı, bakmaya devam ediyor.

Tuz Gölü’nde binlerce Allı Turna ölüyor. Adına türküler yaktığımız, yüzyıllardır kendisiyle gurbet elden sıladaki yârimize, gönlümüzün hasretle göynüyen köşelerinden selamlar yolladığımız “Allı Turnalar” telef oluyor. Ancak Allı Turna’nın adını anan yok. Sömürge karakterli medya, acı haberi sunuş şekliyle, felaketin bize ait olmadığı hissini telkin ediyor.

Hemen, “Başka coğrafyaların felaketine üzülmez misiniz, başka toprakların ölen kuşları sizi........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play