ŞEHİR’DE Mİ YAŞIYORUZ, YOKSA MODERN ÇİLEHANE‘DE Mİ?
ŞEHİR’DE Mİ YAŞIYORUZ, YOKSA MODERN ÇİLEHANE’DE Mİ?
Bu cümle belki biraz ağır olabilir. Ama, eğer az da olsa İstanbul’da yaşıyorsanız, bu ifadeyi çok da abartılı bulmanız mümkün değil. Çünkü büyük şehirler ve özellikle İstanbul, artık rahat yaşanılan bir ortam olmaktan çıkmış durumda!..
Şehirlerin Kargaşası ve Huzursuzluğu
Neden böyle oldu? Özellikle İstanbul gibi dünyanın en güzel şehirlerinden biri, nasıl böyle bir hale geldi?
Bu konu, birkaç sebepten ileri geliyor. Birincisi, şehri planlayan belediyelerin hatası. İkinci olarak, şehir planlarını gözden geçirmeyen veya geçiremeyen Şehir ve Çevre Bakanlığı, Üçüncü sorumluluk sahibi olarak da İnşaat firmaları… Acaba bir sorumlu daha var mı diye düşününce, biz vatandaşlar…
Aslında son mercii olan vatandaşların, şehri düzgün planlama veya arsaları birilerine peşkeş çeken bazı mahalli idare yöneticilerini de kontrol altında tutması gerekiyor. Halk, uygunsuz, insanın çok yönlü ihtiyaçlarına cevap vermeyen mahalli yönetimleri ciddi bir şekilde denetlemesi gereken yegâne güç. Fakat, bunu yapmıyor veya yapamıyor. Çünkü, onlara böyle bir yetkinin verilmiş olduğunu ortaya koyan somut bilgi ve kurallar yok! Neden en önemli sorumluluğu halkın üzerine yükledim? Çünkü halk, bu ülkenin sahibi de ondan. Diğerleri ise geçici görev sahipleri. Burada halkın ev, mağaza, market, yakıt istasyonları gibi vb. yapıları, yol kenarlarına, şehrin merkezine koyan müteahhitlere de karşı çıkması, şikâyette bulunması ve bu işleri yapan firmalarından mülk almaması gerekiyor. Çünkü, şehrin insani yönünün muhafazası bu tür tutumlara bağlı. Bazı Avrupa ülkelerinde halk, çevreyi ve yapılaşmayı şuurlu bir şekilde koruyarak, hükümetleri dize getirirken, bizim halkımızın bu konuda pasif durması,........
