menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“DUBAİ’DEN KAÇIŞ, İSTANBUL FİNANS MERKEZİNE RAĞBET” DİYE BİR ŞEY OLABİLİR Mİ?

11 0
09.04.2026

“DUBAİ’DEN KAÇIŞ, İSTANBUL FİNANS MERKEZİNE RAĞBET” DİYE BİR ŞEY OLABİLİR Mİ?

Bu konu son sıralarda ülkemiz gündemine hızlı bir giriş yaptı. Birçok meselede olduğu gibi yanlış bir zeminde de tartışılmaya başlandı.

Halbuki Dubai, çoğu zaman anlatıldığı gibi “paranın olduğu yer” değildir. Orada para yoktur. Orası, paranın geçtiği, park ettiği, yönlendirildiği bir kavşaktır. Küresel finansın büyük oyuncuları—bankalar, fonlar, yatırım şirketleri—Dubai’de konuşlanır. Lakin para orada üretilmez. Asıl üretim başka yerlerde yapılır. Dubai işte bu üretimden doğan akışların organize edildiği bir terminaldir.

Böyle bir terminalin oluşmasının üç temel sebebi vardır: Körfez’deki hidrokarbon ticareti, Doğu ile Batı arasında stratejik konum ve düşük vergi–esnek regülasyon yapısı.

Petrol, gaz ve türevleri ticaretiyle oluşan büyük likidite, Dubai’de işlenmiştir. Zamanla bu likiditeyi yöneten finansal hizmetler ekosistemi kurulmuştur.

Yani Dubai, parayı doğuran değil, paranın akışını yöneten bir düzenektir.

Tam da bu noktada Türkiye için yapılan tartışmaların çoğu yanlış bir zeminde ilerliyor. Türkiye’nin Dubai olması gerektiği yönündeki söylem, meseleyi tersinden okumaktır. Anlamamaktır. Çünkü bir ülke “ben finans merkezi olacağım” diyerek finans merkezi olmaz.

Finans, bir sonuçtur; sebep değil.

Türkiye’nin gerçekliği farklıdır.

Türkiye, ne Körfez gibi enerji........

© Mir'at Haber