KORE TÜRKİYE’Yİ NASIL GEÇTİ |
KORE TÜRKİYE’Yİ NASIL GEÇTİ
1970’lerin başlarında Güney Kore ve Türkiye hala benzer gelişkinlik seviyelerindeydi. Her ikisinde de özel sektöre hakim büyük aile şirketi holdingler yaygındı. Her iki ülkede de bu holdinglerin her birinin, otomotiv, madencilik, bankacılık, kimya, tekstil, ev elektroniği, nakliye ve akla gelebilecek her sektörde faaliyet gösteren iştirakleri bulunuyordu.
Ancak 1970lerin sonlarında 1980lerin başlarında önemli farklar, iki ülke arasındaki makası açtı.
Fark 1: Kurumsal Düşünce
1980’lerden sonra, iki ülke demokratikleşme ve özelleştirmeye geçip gelişimlerini hızlandırdığında, Güney Kore’nin büyük şirketleri düşünce tarzlarını da değiştirmeye başladı. Sadece kendi ülkelerinde baskın güç olmak değil, aynı zamanda dünyaya yayılan Japon ekonomisinin izlediği yolu izlemek istediler. Küresel tanınırlıkta markalar, üstün ürünler olmak istediler.
Samsung’un öyküsü bu değişimin tipik bir örneği. Samsung yönetim kurulu başkanının, yöneticilerini ABD Los Angeles’taki büyük bir ev elektroniği mağazasına götürdüğü söyleniyor. Samsung ürünlerini sorduklarında mağaza çalışanları “Samsung kim?” diye sormuş. Televizyonlarının mağazanın alt katında, pek de istenmeyen bir yerde olduğu ortaya çıkmış. Bunun üzerine başkan dönüp “gördünüz mü iş mühendislikte, üründe bitmiyor, dünyaya pazarlama apayrı konu” demiş. Dönüşüm için destek sağlamış.
Samsung daha sonra sadece en kârlı sektörleri seçip pazarlama ve Ar-Ge bütçesini 30 farklı alana eşit olarak değil, öncelikle ev elektroniği olmak üzere birkaç seçilmiş alana harcamaya karar veriyor. Ev elektroniği alanında küresel bir marka olmayı hedeflediler. LG de aynı yolu izledi. Hyundai ise otomotiv sektörüne odaklandı.
Ancak eski yaklaşımı benimseyen,........