YUNUS EMRE’DEN İKBAL’E: AKIL, GÖNÜL VE VİCDAN
YUNUS EMRE’DEN İKBAL’E: AKIL, GÖNÜL VE VİCDAN
Anadolu’nun irfan güneşi Yunus Emre, bir beytinde insanın iç dünyasını asırlar ötesine seslenen bir hikmetle şöyle dile getirir:
“Eger akıl başdayısa gönülde ol tuşdayısa
İkisi bir işdeyise düşman bana kâr eylemez”¹ der.
İnsanın varlık dengesine dair derin bir hakikatin ifadesi olan bu beyit, günümüz Türkçesiyle, “Aklım başımda, gönlüm doğru yerde ve ikisi aynı işte birleşmişse, düşman bana zarar veremez.” demektir.
Yunus Emre, bu beyti ile bize şu mesajı ve ilhamı veriyor: İnsanın aklı başında ve gönlü de doğru yolda ise ve her ikisi de bir konuda iş birliği yapmış ise düşmandan korkması gerekmez. Ama böyle değil de aklı başında ve gönlü de doğru yolda değilse ve her ikisi de bir konuda işbirliği yapmıyorsa, işte o zaman her kötülükten korkması gerekir. Zira aklını kullanmayan insan, doğruyu yanlıştan ayıramaz; gönlü sevgi ve merhametle dolu değilse de hakikati yakalayamaz. Zira sadece akıl, insanı katı yapar; sadece gönül de insanı aldatabilir; ama ikisi birlikte olursa insan hikmet sahibi olur, dolayısıyla da aklı katılaşmaz ve gönlü de aldanmaz. Bu nedenle insan, aklını doğru kullanmalı ve gönlünü/kalbini de doğruluktan ve doğru yoldan ayırmamalıdır.
Böyle olduğunda insan, doğruyu görür; firaset, basiret ve irfan sahibi olur. İşte o zaman yanlış yollara sapmaz, yanlış iş yapmaz; kendini kötülüklerden korur. Bu da insanın gerçek gücünün dışarıda değil, iç dünyasındaki ahenkte saklı olduğunu gösterir. Zira beyitte geçen “düşman” yalnızca dışarıdaki kişiler değildir. Asıl düşman, insanın içindeki kibir, haset, hırs, öfke ve bencilliktir. İnsanı asıl perişan eden de bu iç düşmanlardır.
Nitekim Peygamberimiz de nefsi iç düşman olarak tanımlamış ve bu düşmanla savaşmayı da “büyük cihad”² olarak ifade etmiştir. Çünkü dış düşman, bilinir, görülür ve ona göre tedbir alınır, ama iç düşman, görünmez; çoğu kişi bunların bir düşman olduğunun farkında bile olmaz, hatta Kur’an’ın ifadesiyle “hevasını ilahlaştırır.”³ Akıl ve gönül bir araya geldiğinde kötü duygular, kalpte barınamaz, bu da insana olgunluk kazandırır. Nitekim günümüzde kimi insan aklını kullanırken, gönlünü ihmal etmekte; kimi insan gönül adamı olmak isterken, aklını kullanmamakta; kimi insan ne aklını ve ne de gönlünü kullanabilmekte ve kimi insan da hem aklını, hem de gönlünü kullanabilmektedir. İşte gerçek olgunluk da aklı ile gönlünü iyilikte ve güzellikte kullanabilmektir.
Yunus Emre’nin bu düşünce çizgisinin, asırlar sonra bir farkla büyük mütefekkir Muhammed İkbal’de........
