menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KİMLİKTEN KİŞİLİĞE HANGİ MÜSLÜMANLIK?

55 5
03.01.2026

KİMLİKTEN KİŞİLİĞE HANGİ MÜSLÜMANLIK?

Attila İlhan’ın “Hangi Batı” sorusunu sorduğu gibi, bizim de günümüz Müslümanlarına bakıp “Hangi Müslümanlık?” sorusunu sorasımız geliyor. Zira Kur’an’da yer alan ve tavsiye edilen Müslüman tipi ile günümüzde görülen ve bilinen Müslüman tipi arasındaki bariz farklılık ve buna bağlı olarak ayrışan “kişilik Müslümanlığı” ve “kimlik Müslümanlığı” anlayışının oluşması ve görünür hale gelmesi, ister istemez insana böyle bir soru sorma ihtiyacını hissettiriyor.

Daha açık bir ifade ile Kur’an, her Müslümandan İslam’ı derin bir iman, tefekkür, ahlâk ve hayat sistemi olarak benimsemesini ve yaşamasını isterken; günümüzde ise çoğu Müslümanın, İslâm’ı sadece kültürel, toplumsal veya siyasal bir aidiyet göstergesi olarak algıladığı ve benimsediği görülüyor. Ayrıca kimlik Müslümanlığının, iman ile ahlâk veya ibadet ile ahlak arasındaki bağı çoğu kere kopardığı; Din’in yönlendirici ve etkileyici gücünü ve rehberliğini sembolik bir geleneğe dönüştürdüğü de müşahede ediliyor.

Nitekim bu tip insanların, “Elhamdülillah Müslümanım” demesine rağmen, yalan, içki, madde kullanımı, fuhuş, kul hakkı, adaletsizlik gibi konularda gereken hassasiyeti göstermediği; namaz, oruç gibi ibadetleri yerine getirirken, bu ibadetlerin dönüştürücü etkisini hayatına yansıtmadığı; sorumluluk bilincini geliştiremediği; adalet ve hakkaniyeti kimliğe göre belirlediği, kısaca İslâm’ı sözlü olarak savunduğu halde, ticaretinde, sosyal ilişkilerinde ve aile hayatında davranışlarına yansıtmadığı/yansıtamadığı; buna karşılık gösterişçi dindarlık anlayışına daha yatkın bir hayat tazını benimsediği görülüyor. Bunun da ana nedeni, modernleşme ve sekülerleşmenin fert ve toplum üzerindeki olumsuz ve derin etkileridir. Zira modern ve sekülarist zihniyetin, dini ibadete indirgeyerek dar bir alana hapsetmeye çalıştığı, böylece ahlak ve hukuk kurallarını devre dışı bırakarak sosyal ve kamusal alandan uzaklaştırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.

Kur’an ise Müslümandan, sadece kimlik Müslümanı olmasını değil, aynı zamanda ahlaklı, dürüst, adil, düşünen, yaşayan ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir şahsiyet/kişilik Müslümanı olmasını istemektedir. Zira kişilik Müslümanlığı, içselleştirilmiş bir dindarlığı; ahlâkî bir tutarlılığı ve İslam’ı gereği gibi temsil eden bir karakteri ifade etmektedir. Nitekim Allah Teâlâ’nın, Mü’minun Suresinde “Şüphesiz Mü’minler kurtuluşa ermiştir” dedikten sonra, bu mü’minleri de namazlarını huşu içinde eda eden; malayani sözlerden uzak duran; zekâtlarını veren; iffetlerini koruyan; emanete ihanet etmeyen, sözlerini yerine getiren ve namazlarını devamlı kılan kimseler olarak açıkladığı görülmektedir.[1]

Ayrıca Kur’an’da “Rahman’ın kulları” ifade edilirken, bu kulların mütevazı olduğu; cahillerle karşılaştıklarında onlara yumuşak ve güzel söz söylediği; geceleri kalkıp nafile namaz kıldıkları; ‘Rabbimiz bizden cehennem azabını kaldır’ diye dua ettikleri; harcamalarında dengeli oldukları; Allah’a ortak koşmadıkları; adam öldürmedikleri; tövbe ettikleri; yalancı şahitlik etmedikleri; boş laf konuşanlara rastladıklarında vakar ile oradan uzaklaştıkları; ayetlere karşı kör ve sağır gibi olmadıkları; göz nuru evlatlar ve takva........

© Mir'at Haber