menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOSTLUĞA DAİR

50 0
28.03.2026

Dost, “Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse, gönüldaş” olarak tanımlanır. İyi arkadaşlıklar sonucu elde edilen, hasbî, fakat hesabî olmayan  bir ilişkiye  dayanan dostluk ise “kibritu’l ahmer” gibi nadir bulunan değerli bir kişiliği ifade eder. İnsanın onlarca, hatta yüzlerce tanıdığı olabilir, fakat dostları çok azdır ve genellikle de belli sayı ile sınırlıdır. Çünkü dostluk kolay kolay elde edilemez; emek, çaba, fedakârlık ve vefa ister; bunlardan da önce duygu, düşünce ve inanç birlikteliği ister.  Zira dostluk, satın alınan bir meta değil; karakter, saygı, sevgi, itibar ve özgüven gibi satın alınamayan bir davranış ve bir hayat  tarzıdır. Bu nedenle insanın tanıdıkları çok olsa da dostları azdır, ama sayıları az da olsa bu dostlar, vefalı oldukları için insana huzur veren kişilerdir.

Gerçek dostların yanında, dost görünen fakat dostluk vasfını taşımayan kimseler de var ki  bunların gerçek yüzleri ortaya çıktığında ise  bu huzur, yerini kırgınlığa ve hüzne bırakır.  Bu nedenle hakikî ve sahte dostlar ile ilgili çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. Mesela  bir  düşünüre göre dost üç çeşittir: “Bir dost vardır, gıda gibidir, onu  her gün ararsın. Bir dost vardır, ilaç gibidir, icap ettiğinde ararsın. Bir dost vardır ki hastalık gibidir, o seni arar.”

Ümit Yaşar Oğuzcan da,

“Sanırdım gündüzdü onlarla gecem,

İçimde ümitti dost bildiklerim,

Ne zaman yıkılıp yere düştüysem,

Bırakıp da gitti, dost bildiklerim.” diyerek, vefasız sahte dostlardan söz eder.

Nitekim günümüzde en fazla dikkat çeken sahte dostlukların başında menfaat ve çıkar ilişkilerine dayalı dostlukların geldiği görülüyor. Maddî çıkar amaçlı dostlukların yanında bir de manevî çıkar amaçlı dostluklar söz konusu olmaktadır. Manevî çıkar dostluğu ise “sen, sen olduğun için” değil, “senden ne elde edebilirim” diye kurulan ilişkiyi ifade eder, amacına  ulaştığında da bu  ilişki sona erer. Ama hakikî dostluk, insanın çıkarları ortadan kalktığında da devam eden dostluktur. Çünkü hakiki dostluk, karşılık beklemeden sevebilmektir.  En saf hâliyle dostluk, “sen varsın diye” kurulan bağdır; “senden bir şey elde ederim” diye değil.

Atalarımız, “Dost, acı söyler” demiş; kendisine atfedilen bir sözde Mevlana da “Dost acıyı söyleyen değildir, acıyı tatlı söyleyendir”  diyerek  sözün doğruluğu kadar, söyleyiş tarzının da doğru olmasına dikkat çeker.  Zira hakiki dost, dostunun zarar görmesini istemez ve bu nedenle de onun yanlış düşüncelere........

© Mir'at Haber