HER ŞEY İNCELDİĞİ YERDEN, ZULÜMSE KALINLAŞTIĞI YERDEN KOPAR

HER ŞEY İNCELDİĞİ YERDEN, ZULÜMSE KALINLAŞTIĞI YERDEN KOPAR

Bugün hiçbir yasanın, ilkenin, değerin, ahlâkın, sınırın, çocuk, kadın ve insan haklarının hiç bir anlam ve amacının olmadığı, çöpe atıldığı ve tam bir orman kanunun hükümferma olduğu kaos ve kıyameti yaşıyoruz.

Beylerin canı ne istiyorsa, sözüm ona bağımsız bir devletin başkan ve eşini yataklarından alıp derdest edip/kelepçeleyip kodese tıkıyorlar. Ama 197 sözde devletin hiç gıkı çıkmıyor veya çıkamıyor. 1917’den beri Filistin ve Gazze’li öz yurdunda parya ve mülteci, bombalar altında ölüm nöbetinde yaşayan ölü misali, ateşkeslere rağmen her gün 10-15 şehit, 2 milyar Müslüman ve 8 milyar insanlık ise kör ve sağır. Yalan üstüne yalanlarla başlatılan bu illegal İran saldırısının daha ilk günü, ilk bombalanan yer; bir ilkokul… Günahsız 7-11 yaşlarında 168 kız çocuğu şehit… Ve kimsenin kılı kıpırdamıyor. Niye? Zâlimin/zalımın hakkı sanki öldürmek de mazlumun hakkı ölmek, öyle mi? Be vicdansız, be insafsız, be hadsiz, hudutsuz, sınırsız! Sen bu izni kimden aldın? Sen deli Dumrul musun?

İnsanlığın vicdanına sesleniyorum; zerre kadar bir vicdan kırıntınız varsa, Allah aşkına söyleyin; dünyanın tüm iktidarları, arazileri, binaları, devletleri BİR CAN EDER Mİ? Niye susuyorsunuz? yoksa diliniz boğazınıza mı gitti? ETMEZ! ETMEZ! ETMEZ! diye niye bağırmıyorsunuz?… Vallahi etmez, billahi etmez…

NİYE ETMEZ? Çünkü kıyacaksan bir cana; ÖNCE YARAT DA KIY… Tabii o zaman kıy, kıyabilirsen… Kıyamazsın, çünkü yaratmak çok zor, hele hele senin için, benim için muhal! İmkânsız…

Onun için Yaratan: “…eğer bir kimse, bir insanı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir; ve bir kimse, bir hayat kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur…”(Mâide,5/32) buyurarak değer atfetmiş, gözbebeğim demiş her bir cana. Çünkü ancak Yaratan bilir; yaratış nasıldır ve nicedir? Ve yaratılan nasıl bir değer, nice bir gözbebeğidir sadece O bilir. (Mülk,67/14)

Ey zâlimler! siz, küçücük kızlara; ya tecavüz edersiniz, ya keser yersiniz, ya da bombalar yok edersiniz. Evet, evet sizler öldürmeyi çok iyi bilirsiniz…

ALLAH’IM! BU DELİLERİN, BU ZALIMLARIN ELİNDEKİ ÖLÜM SOPASINI KİM ALACAK?…

Ey Müslüman! ey insanlık! dilin, ağzın var; ama hiç mi hiç, konuşmuyorsun. Anladım, anladım; YA DİLSİZSİN, YA DA DİLSİZ ŞEYTAN. Haa şimdi anladım; SEYREDEN ZALIM ŞEYTAN SENSİN! Bilmedik sanma, çok iyi biliyor ve tanıyoruz senin gibilerini; zulüm 2 türlüdür: biri zulmeder, diğeri de dilsiz-ağızsız BAKAR, zulme göz yumar. İkisi de zâlimdir, zalımdır. Ama sonunuz yakındır. Çünkü zalımın sonu yaklaştıkça; birinin zulmü artar, azgınlaşır, diğerinin de sessiz alkışı… Ama her zalım, gücünün zirvesinde düşüşünün tohumlarını eker. Kendi düşmanlarını ve düşmanlarının yiğitlerini, kahramanlarını kendi yaratır. Ve sonuç, ilâhî sünnetullah tecelli eder de; “O zulmedenler (insanları ezip sömüren o zorbalar, kendilerini dünyanın jandarması sanan o zalımlar ve bunları sessizce destekleyen, alkışlayan o iki yüzlüler) nasıl bir devrimle devrileceklerini yakında bilecekler.” (Şuarâ, 26/227) inşallah. Çünkü her şey inceldiği yerden koparken, zulüm kalınlaştığı yerden kopar.

Zalımlar için yaşasın cehennem…

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube


© Mir'at Haber