We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TEVHİD VE ADALET 

1 1 0
30.05.2022

Bundan önce “Bütün Peygamberlerin Ortak Ana Hedefi Adalettir” başlıklı bir yazı yazdım. Bazı arkadaşlar konunun, özellikle tevhid, adalet ve benzeri bazı kavramların izaha muhtaç olduğunu söylediler. Bu nedenle bu yazımızda tevhid ve adalet kavramlarını izah etmeyi düşündüm.

Kelime olarak tevhid, Allah’a inandı, O’nu bir olarak kabul etti, tek kıldı, bir olarak baktı ve benzeri anlamları ifade eden “vehhede” fiilinin mastarıdır. Istılah açısından ise tevhid, kalp ve zihin yolu ile Allah’ı, zatı ve sıfatları açısından tapılan tek ilah olarak kabul etmektir.[1][1] Bütün peygamberlerin, bütün kutsal metinlerin, dolayısı ile bütün ilahi dinlerin tebliği, Allah inancına yani tevhid inancına dayanmaktadır. Tevhit inancı, Allah’ı tek rab/ilah olarak tanımayı, O’nun gösterdiği yolda yürüyerek adaletten ayrılmamayı, insanlar arasında ayırım yapmamayı ve her konuda O’nun egemenliğini kabullenmeyi ön planda tutmaktadır.[2][2] Bu inanç ve bu istikamette başarılı olabilmek için, bilgili olmak ve samimiyetle bunun gereklerini yerine getirmek, hakka uygun hareket etmek icap eder.[3][3]

Çok kere gündeme gelen “Kelime-i Tevhid”, Allah’ı, insan zihninde canlandırılabilecek her şeyden beri kılan ve Allah’tan başka tapılacak herhangi bir şeyin bulunmadığını ifade eden cümlenin adıdır. “Kelime-i Tevhid”, “لا إله إلا الله محمد رسول الله lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah” ve manası, “Allah’tan başka tanrı yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir” şeklindedir.[4][4] Kur’ân’ın 112’ci suresi olan İhlâs Suresi’ne, tevhid inancını çok kapsamlı bir şekilde veciz ifadelerle özetlediğinden dolayı, Tevhid Sûresi adı da verilmiştir.[5][5] Bu surede Allah’ın varlığı, birliği ve eşsizliği şöyle anlatılmaktadır:

قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ

De ki: Allah birdir! Allah her şeyden müstağnidir/hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey O’na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiç kimse O’nun dengi değildir.”[6][6]

Bu sure tevhid inancını özetlediğinden dolayı, çeşitli hadislerde Kur’ân’ın üçte birine denk tutulmuştur.[7][7] Bu hadislerin birinde Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Varlığım elinde olan Allah’a yemin ederim ki bu sure, Kur’ân’ın üçte birine denktir.”[8][8] Bu sureye tevhid suresi dendiği gibi, onda Allah’ın varlığı, birliği ve eşsizliğine ihlas ve samimiyetle inanmanın gerektiğini anlattığından dolayı, ona İhlas Suresi ismi de verilmiştir. Kur’ân’ın başka bir yerinde de tevhid konusu özet bir şekilde anlatılmaktadır:

اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.”[9][9]

Bu ayette Allah’ın tahtı anlamındaki kürsî kelimesi geçtiği içi, ona “Ayetü’l-Kürsî” (taht ayeti) adı verilmiştir. Bu ayette söz konusu olan taht, maddi bir cisim değildir. Burada Allah’ın ilminin, hâkimiyetinin ve egemenliğinin enginliğine işaret edilmektedir. Bu ayette de tevhid konusu özet bir şekilde dile getirilmektedir. Bu nedenle olmalı ki, bu ayetin faziletini anlatan birçok hadis vardır. Hz. Muhammed’e (sav.), “Kur’an’ın en faziletli ayeti hangisidir?” diye sormuş. O da “Allahu lâ İlâhe illa huve’l-Hayyu’l-Kayyûm…” diyerek cevap vermiştir.[10][10]

Tevhid inancına göre ölçü Kur’an ve sünnet, gaye Allah’ın rızasıdır. Allah rızası için, Allah egemenliği ölçüleri dâhilinde hareket etmek gerekir. Kişi veya kişilerin egemenliğini Allah’ın egemenliğinin önünde tutmak, tevhid inancı ile bağdaşmayan apaçık bir şirktir. Hz. Muhammed (sav.) bir hadisi kutside şöyle buyurmuştur: “Ben, şirke koşanların şirklerinden beriyim. Kim işlediği amelde benden başkasını bana ortak koşarsa, o kişiyi de ortak koştuğunu da reddederim.”[11][11] Hz. Muhammed (sav.) başka bir hadiste şu açıklamada bulunmuştur: “Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Allah,

Peki, bunlara karşılık ne yaptın? diye sorar.

– Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihat ettim, diye cevap verir. Allah,

Yalan söylüyorsun. Sen, “babayiğit, kahraman adam” desinler diye........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play