KÂBE’NİN GÖLGESİNDE UZAK HAYALLER |
KÂBE’NİN GÖLGESİNDE UZAK HAYALLER
*Ümmetin izzetli neferlerine şuur namına bir katkı olsun: Davası büyük olanın; şahsi, küçük hesaplarla kaybedecek vakti yoktur.*
Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın “Lebbeyk” nidalarıyla yöneldiği, yeryüzünün en kıymetli mekânlarından biri olan Mekke’de, bayram günleri bambaşka bir manzara sunar. Aynı kıbleye yönelen, aynı duyguda buluşan bu kalabalık içinde insan; sadece ibadeti değil, insan hâlini de daha yakından görme imkânı bulur.
Bu manzaranın içinde dikkat çeken bir başka hâl de şu: İnsan, çoğu zaman kendi elindekinden çok başkasının elindekine bakıyor. Ülkemizde de çevremde zaman zaman buna şahit oldum, burada da görüyorum. İnsan, bulunduğu yer değişse de aynı kalabiliyor. Ve açıkçası bu sadece başkalarına ait bir mesele de değil; insan olarak hepimiz, zaman zaman bu duygunun içine düşebiliyoruz.
Milyonlarca, hatta belki milyarlarca insanın can atıp gelmek istediği bu mübarek beldeye, Kâbe’nin yanı başına rağmen; burada yaşayan insanların dahi başka hayatlara imrenerek baktığına şahit olunabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde burada doğup büyümüş bir genç ile yaptığım sohbette, kendisi başka bir ülkede farklı bir hayat kurma hayalinden bahsediyordu. Ailesi yıllar önce bu topraklara yerleşmiş, kendisi de bu mübarek iklimde yetişmişti. Buna rağmen gözünün başka yerlerde olması, insanın bazen içinde bulunduğu nimetin büyüklüğünü fark edemeyebildiğini açıkça gösteriyor.
Bugün birçok insanda benzer bir hâl var: Ekonomik durumu iyi olan daha fazlasını istiyor, makam sahibi olan daha yükseğini düşünüyor. Özellikle gençler arasında bu “başkasına bakma” hâli, insanın kendi elindeki nimeti görmesini zorlaştırıyor.
Şu bir gerçektir ki; bu dünya hayatında hiçbir şey dört dörtlük tamamlanmayacaktır. İnsanoğlu tabiatı gereği hep bir eksik, hep bir kusur bulur. Oysa pürüzsüz, lekesiz ve kesintisiz bir memnuniyetin adresi bu dünya değil, cennettir. Dünya, o sonsuz saadeti kazanmak için bir imtihan ve gayret yeridir.
İnsanın bu ölçüsüz bakışını düzeltmek için İslam çok temel bir ölçü koyar. Peygameber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Dünya işlerinde sizden aşağıda olana bakın, sizden yukarıda olana bakmayın. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçümsememeniz için daha uygundur.” (Sahih-i Müslim)
Bu ölçüye göre; maddi konularda, imkân ve dünya malında bizden daha geride olanlara bakmak, sahip olunan nimetin kıymetini anlamayı sağlar. Buna karşılık; ilim, ahlak ve salih amel söz konusu olduğunda, daha ileri olanlara bakmak ve onlara yetişme gayreti göstermek gerekir.
Elbette bu ölçü; pısırıklığa razı olmak, tembelliğe sığınmak ya da yeryüzünün imarını, gücünü ve yönetimini zalimlerin insafına bırakmak demek değildir. Aksine mümin; şahsi hayatında kanaatle huzur bulurken; ümmetin izzeti, hakkın ikamesi ve adaletin tesisi için dünyanın en iyisine talip olmalı, batıla karşı her alanda cihat şuuruyla var gücüyle çalışmalıdır. Zira davası büyük olanın; şahsi, küçük hesaplarla kaybedecek vakti yoktur.
Unutmayalım ki; maneviyatta ilerlemek yerine dünyalıkta başkalarıyla kıyas ve yarış içinde olmak, insanı hem yorar hem de elindeki nimetten edip ondan da uzaklaştırabilir.