İran’daki protestolar köklü bir değişimin ayak sesleri mi yoksa bir dönüşüm sancısı mı?

İran, modern tarihinin neredeyse tamamını protestolarla, toplumsal itirazlarla ve dönemsel kırılmalarla geçirmiş bir ülkedir. Tütün protestolarından (1890-1892) Anayasal Devrim’e (1905–1911), İslam Devrimi’nden (1978–1979) Yeşil Hareket’e (2009) ve kadın, yaşam, özgürlük (2022) gösterilerine uzanan bu uzun hat, İran’da protestonun istisna değil siyasal hayatın kurucu unsurlarından biri olduğunu göstermektedir. Bu protestoların büyük bölümü tarihsel olarak ekonomik taleplerle başlamış, zaman içinde siyasal, kültürel ve kimlik temelli itirazlarla derinleşmiştir.

Protestoların arkasında hangi sebepler var?

28 Aralık 2025’te başlayan son protesto dalgası da bu tarihsel sürekliliğin bir parçasıdır. Döviz kurunun rekor seviyelere ulaşması, özellikle Tahran’daki ticaret merkezlerinde esnafın kepenk kapatarak protesto yapmasına yol açmıştır. Bu ekonomik hoşnutsuzluk şaşırtıcı değildir. İran, ABD’nin 2018’de başlattığı “maksimum baskı” politikası nedeniyle uzun süredir ağır yaptırımlar altındadır. Haziran 2025’te İsrail ile yaşanan ve 12 gün süren çatışma, ekonomideki kırılganlığı daha da artırmıştır ancak asıl kırılma Eylül 2025’te yaşanmış; Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) bünyesinde “tetik mekanizmasını” devreye sokmasıyla Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları yeniden yürürlüğe girmiştir.

Bugün 19. gününe giren protestolar, kaçınılmaz olarak “İran, 1979’u yeniden mi yaşıyor?” sorusunu gündeme getirmektedir ancak bu benzetme yanıltıcıdır. 1979 İslam Devrimi’nin başarısı, yalnızca kitlesel mobilizasyonla açıklanamaz. Asıl belirleyici etken, rejimin tepesindeki kurumsal çözülmeydi. Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin ağır hastalığı, güvenlik kurumlarının ideolojik sadakatinin zayıflığı ve toplumla doğrudan bağ kurabilen karizmatik bir liderin varlığı belirleyici olmuştu. On İki İmam Şii inancına göre her bireyin ilim, takva ve adalet bakımından en üst seviyede bir alimi (merce-i taklid) seçip onun fetvalarına uyması gerektiği ilkesi, yaklaşık 15 yıldır ülke dışında yaşayan Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin toplum üzerindeki etkisini artırmıştı. Ayrıca Ayetullah Şeriatmedari gibi özellikle İran Türklerinin bağlı olduğu önemli taklid mercinin Humeyni’nin arkasında durması, devrimin geniş........

© Mir'at Haber