We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kur’an’a Tekme Atan Genç Uzaydan mı Geldi?

2 1 0
14.06.2022

Antalya’nın Serik ilçesinde, bir lisede gençlerin sınıfta Kur’an-ı Kerim’i top yerine kullanıp oyun oynamasının görüntüleri, sosyal medyada paylaşıldıktan sonra -haklı olarak- büyük tepki çekti. Aslında bu olay, ciddi olarak bizleri düşündürmeli. Kur’an’ın bulunduğu bir odada ayaklarını uzatarak yatmayan bir ecdadın nesli, Kur’an’a tekme vurur hale nasıl geldi? Aslında bu olay bir sonuçtur. Bunun elbette sebepleri vardır. Bunu iyi sorgulamamız gerekir. Bu çocuk uzaydan gelmedi. Bin yıldan fazla İslam’a analık etmiş bu Anadolu topraklarında yetişti. İnsan, bulunduğu toprağın ürünüdür. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Rüzgâr ekmiş olmalıyız ki fırtına biçiyoruz. Biz Türklerin en önemli özelliği, kutsala karşı saygıdır. Bunu da kaybettiysek, artık tuz kokmuş demektir. Bu saygıyı kaybeden gençlik; plajda, parkta, hatta caddede hayvanlar gibi çiftleşir.

Pekiyi, burada suç kimindir? Bu çocuğun mu? O çocuğu yetiştiren anne babanın mı? Eğitim sisteminin mi? Biz hocaların mı? Bunların iyi tahlil edilmesi gerekir.

Birinci olarak; her şeyden önce Allah, çocukların cehennem ateşinden korunmasını aile reisi olarak biz velilere veriyor. Hayat Kitabımız bu konuda: “Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (66/Tahrim:6) buyurmaktadır.

Ebu Hayyan’ın kaydettiğine göre, “Hz. Ömer; “Ya Rasûlallah! Nefislerimizi koruruz, fakat eş ve çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?” demişti. Bunun üzerine Rasûlullah (sav) de şöyle buyurdu:

“Allah’ın size yasakladığı şeylerden onları yasaklarsınız ve Allah’ın size emrettiği şeyleri de onlara emredersiniz. İşte bu, onları korumak demektir.”

Çocuklarımızın dünya geleceğini düşündüğümüzden daha çok ahiret geleceğini de düşünmek zorundayız. Sadece onların bu dünyadaki refahlarını değil, ahirette cehennemin yakıtı olmamalarını da düşünmeliyiz. Onların cennet yollarını açmak, cehennem yollarına barikatlar koymak zorundayız. Çünkü Allah bize aile yönetiminin sorumluluğunu yüklemiştir. Aile efradımızın bilgi eksikliğini tamamlamak, onları Allah’ın istediği biçimde cennete gidebilecek bilgilerle bilgilendirmek ve şuurlandırmak zorundayız.

Ben ne yapayım, ben inşaatçıyım, ben doktorum, ben öğretmenim, ben marangozum, ben kunduracıyım…” mazereti bizi sorumluluktan kurtarmaz. Ya imam olacağız, ya da imam bulacağız. Üniversite sınavında sorulan soruları çocuğumuza biz öğretemiyoruz, ama öğrenmesi için dershaneye gönderiyoruz, test kitapları alıyoruz. En az aynı gayreti ahiret sınavını başarması için de göstermeliyiz. Çünkü herkes emri altındakilerden sorumludur. “Hepiniz çobansınız/idarecisiniz. Hepiniz idareniz altındakilerden sorumlusunuz. Âmir memurlarının idarecisidir. Erkek ailesinin idarecisidir. Kadın da evinin ve çocuklarının idarecisidir. Netice itibariyle hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20).

Aile reisi, idaresi........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play