menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İMANI ÇALINAN GENÇLİK

12 0
previous day

İMANI ÇALINAN GENÇLİK

İmanı çalınan ve boşlukta yüzen gençlik, son günlerde yeni bir akım geliştirdi. Adına “eğilim” anlamına gelen “trend” diyorlar. Bir grup genç namaz pozisyonunda secdeye varıyor. Derken içlerinden biri kendini yere bırakıyor, diğerleri de gülüyor.

İslam’da ibadetle alay etmek, hafife almak ya da onu eğlence malzemesine dönüştürmek, “şaka” kapsamına girmez. Niyet “eğlenmek” olsa bile dinî değerler hafife alınarak küçümsenemez, eğlence aparatı olarak kullanılamaz. Kullanılırsa kişi dinden çıkar. Kâfir olur.

2022 yılında Antalya’nın Serik ilçesinde, bir lisede gençlerin sınıfta Kur’an-ı Kerim’i top yerine kullanıp oyun oynamasının görüntüleri de sosyal medyada paylaşılmış ve haklı olarak büyük tepki çekmişti.

Gerçekte gençlerin takındıkları bu tavır; “Gençlik bu hale nasıl geldi?” diye bizleri ciddi olarak düşündürmelidir. Aslında bunlar bir sonuçtur. Bunun elbette sebepleri vardır. Bunu iyi sorgulamamız gerekir. Bu gençler gökten zembille inmediler. Bin yıldan fazla İslam’a analık etmiş bu Anadolu topraklarında yetiştiler. İnsan, bulunduğu toprağın ürünüdür. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Rüzgâr ekmiş olmalıyız ki fırtına biçiyoruz. Biz Türklerin en önemli özelliği, kutsala karşı saygıdır. Bunu da kaybettiysek, artık tuz kokmuş demektir. Bu saygıyı ve inancını kaybeden gençlik; pek yakında plajda, parkta, hatta caddenin ortasında hayvanlar gibi çiftleşmeye başlarsa şaşmayın.

Pekiyi, burada suç kimindir? Bu gençlerin mi? Onları yetiştiren anne babaların mı? Eğitim sisteminin mi? Biz hocaların mı? Bunların iyi tahlil edilmesi gerekir.

Birinci olarak; her şeyden önce Allah, çocukların cehennem ateşinden korunmasını, aile reisi olarak biz velilere veriyor. Hayat Kitabımız bu konuda: “Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.(66/Tahrim:6) buyurmaktadır.

Çocuklarımızın dünya geleceğini düşündüğümüzden daha çok ahiret geleceğini de düşünmek zorundayız. Sadece onların bu dünyadaki refahlarını değil, ahirette cehennemin yakıtı olmamalarını da düşünmeliyiz. Çünkü Allah bize aile yönetiminin sorumluluğunu yüklemiştir. Aile efradımızın bilgi eksikliğini tamamlamak, onları Allah’ın istediği biçimde cennete gidebilecek bilgilerle donatmak ve şuurlandırmak zorundayız.

Ben ne yapabilirim ki? Ben inşaatçıyım, ben doktorum, ben öğretmenim, ben marangozum, ben kunduracıyım…” mazereti bizi sorumluluktan kurtarmaz. Ya imam olacağız, ya da imam bulacağız. Üniversite sınavında sorulan soruları çocuğumuza biz öğretemiyoruz, ama........

© Mir'at Haber