SULTAN VAHDETTİN; HAİN Mİ, MAĞDUR MU?
SULTAN VAHDETTİN; HAİN Mİ, MAĞDUR MU?
Yakın tarihimizin üzerinde en az uzlaşılan figürlerinden biri, hiç kuşkusuz Osmanlı hanedanının son padişahı Vahdettin’dir. Mehmet Ali Beyhan’ın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisi kapsamında kaleme aldığı bu kitap, tam da bu uzlaşmazlığın merkezine iniyor ve yüz yıldır tekrarlanan bir yargıyı belgeler ve tanıklıklar eşliğinde yeniden masaya yatırıyor.
Beyhan’ın çıkış noktası ilginç bir gözlem: Elli-altmış yıl öncesine kadar aynı öfkeyle anılan Sultan Abdülhamit, zamanla üniversitelerde tez konusu olacak kadar “aklanırken”, Vahdettin hâlâ ekranlarda ve köşe yazılarında “hain” sıfatıyla anılmaya devam ediyor. Yazara göre bu bir tesadüf değil; tarih yazımı da tıpkı siyaset gibi, sonunda kazananın elinde şekilleniyor.
Kitap klasik bir biyografiden çok, iki hayatın kesiştiği noktaları takip ediyor: Bir yanda çöken bir tahtın son sahibi Vahdettin, öte yanda mağlup bir ordunun komutanı, sonra da yeni devletin kurucusu Mustafa Kemal. Beyhan’ın en dikkat çekici bölümlerinden biri, ikilinin 1917’de birlikte çıktıkları Almanya seyahati. Genel kanının aksine bu üç haftalık yolculuk, aralarında resmiyetin ötesinde gerçek bir yakınlaşmaya vesile olmuş; hatta Mustafa Kemal, henüz veliaht olan Vahdettin’e, kendisinin de kurmay başkanlığını üstleneceği bir ordu komutanlığı almasını önermiştir. Yazar bu sahneyi, ileride birbirinin karşıtı gibi anlatılacak iki ismin aslında ne kadar farklı bir zeminde tanıştığının kanıtı olarak sunuyor.
Kitabın belki de en önemli iddiası, Mustafa Kemal’in 9.........
