menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI

22 0
tuesday

ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI

​Vicdanın rafa kaldırıldığı, adaletin pazarlık masalarında satıldığı bir çağda, inancı sadece sembollere indirgemek ne kadar kolay…

 Başörtüsü, sakal, eldeki tespih ya da dilden düşmeyen süslü dualar…

Hepsi, çürümüş bir iç dünyayı örtmeye yarayan şık birer örtüden ibaret kılınabilir mi?

​Bugün Türkiye’nin sokaklarında, vicdan sahibi her insanın göğsünü sıkıştıran ağır bir hayal kırıklığı var.

Yaşanan finansal skandallar, fon vurgunları, fırsatçılıklar ve göz göre göre işlenen kul hakkı ihlalleri; sıradan birer “günah” parantezine alınıp kapatılamayacak kadar derin bir ahlaki çöküşü işaret ediyor.

Kimi “Önce ahlak lazımdı” diye feryat ediyor, kimi de inancı eylemsiz bir zihinsel kabule indirgeyip “hata yapmış ama mümin” tesellisine sığınıyor.

Oysa asıl kriz, ne tek başına ahlakta ne de soyut ilkelerde; kriz, imanın özünden koparılıp nesneleştirilmesinde.

​Bir insan, Allah’a inandığını söylerken O’nun koyduğu adalet terazisini hileyle nasıl bozar?

Bir toplum, ayetleri diline pelesenk ederken, o ayetlerin can damarı olan takvayı, adaleti,  dürüstlüğü ve emaneti nasıl bu denli kolay harcar?

​Kur’an’ın tarif ettiği iman; bir zihin egzersizi, pasif bir kabulleniş ya da kimlik kartına yazılan bir ibareden ibaret değildir.

İman, kelime anlamıyla da kök bulduğu “emn” kavramıyla da........

© Mir'at Haber