RAMAZAN BAYRAMI HAK EDENLERE MÜBAREK OLSUN |
RAMAZAN BAYRAMI HAK EDENLERE MÜBAREK OLSUN
Ramazan’ın kazandırdığı bayram, hem özelidir hem güzeldir.
Bu bayram; oruçla elde edilen faziletleri hissetmenin, tatmanın, akrabalarla, diğer Müslümanlarla paylaşmanın günüdür.
Bu kadar mı? Hayır, daha ötesi var…
Resulullah (sav) şöyle dediği rivâyet edildi: “Oruçlunun iki sevinç anı vardır: Birincisi iftar ettiği zaman, ikincisi de Rabbine kavuşup da orucunun mükâfatını aldığı zaman” (Buhârî, Savm/9 no: 1904. Müslim, Sıyâm/28(163) no: 2706. İbni Mace, Sıyam/1 no : 1638)
Biri günlük sevinç, diğeri nihaî sevinç…
Zira oruçlu Allah için oruç tutmuş, O’nun verdiği rızıkla orucunu açmıştır. Bir gün daha Allah rızası için orucu tamamlama onun için mutluluktur, sevinçtir, bayram gibidir. Bu hadise göre Ramazan’ı hakkıyla değerlendiren mü’min asıl ödüle ve sevince öte âlemde kavuşacak…
Sehl b. Sa’d’ın (ra) naklettiğine göre Resulullah (sav) şöyle dedi: “Cennette REYYÂN adı verilen bir kapı vardır ki kıyâmet günü oradan ancak oruçlular girecek… Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler… Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.” (Buhârî, Savm/4 no: 1896. Müslim, Sıyâm/30(166) no: 2710. Ayrıca bk. Nesâî, Sıyâm/43 no: 2238. İbni Mâce, Sıyâm/1 no: 1640)
Ramazan bayramına Arapça’da «ıydu’l-fıtr/fıtratın-yaratılışın bayramı» denir. ‘Iyd’, âdet hâlini alan sevinç ve toplanma günü demektir. Her yıl tekrar geldiği ve insanlar bu günlerde sevindiği için bu isim verilmiş.
Ramazan Bayramı’na niçin ‘ıydu’l-fıtr’ denilmiş?
Bunun iki önemli sebebi olduğu söylenebilir. Birincisi; Allah (cc) bizi insan olarak, yani fıtrat üzere yarattığı için sevinmenin, O‘na şükretmenin, O’nu daha çok hatırlamanın (zikretmenin) zamanı olduğu için…
İkinci sebebi de Ramazan’ın oruçla, dualarla, ibadetler, ikramlarla tamamlanmış olmasıdır. Müslüman der ki: “Rabbime şükürler olsun, bu sene de Ramazan’ı sağlık ve afiyetle yaşadım. O’na hamdolsun ki ömrümde bir Kadr Gecesi daha yaşadım.”
Burada geçen ‘fıtr/fıtrat’ kelimesi, yaratılış, belli yeteneklere ve yatkınlığa sahip oluş, karakter, mizaç, huy demektir. (Fîruzâbâdi, el-Kâmusu’l-Muhît, 456)
Allah’ın isimlerinden birisi de ‘el-Fâtır’dır. Yani yaratılışı (fıtratı) başlatan, yaratan, varlığı yoktan ortaya çıkarıp şekil ve özellik verendir.
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (Fâtır 35/1. Ayrıca bkz: Zümer 39/46)
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
O hâlde yüzünü, Allah’ı birleyen (bir hânif) olarak dine, Allah’ın fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır…” (Rûm 30/30) İbrahim (as) da böyle yapmıştı. (Bkz: En’am 6/79)
‘İftar ile fıtır’, ‘fıtrat’ ile aynı kökten........