KELİMELERİN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK
KELİMELERİN YERİNİ DEĞİŞTİRMEK
Kelimeler ile kastedilen asıl manayı bir tarafa bırakıp onları faklı bir amaç için, hiç ilgisi olmayan anlamda kullanmak…
Ya da özellikle kavramlaşmış kelimeleri olduğu gibi anlamak yerine, delilsiz, işine geldiği gibi anlam vermek…
Kelimeleri eğip bükmek. Yanlış ve kötü niyetle kullanmak.
Bunların hepsi de yanlış tavırlardır.
(Mesela; şöyle bir söz var: “Oku da adam ol baban gibi, eşek olma.” Bunu; “oku da adam ol, baban gibi eşek olma” şeklinde söylemek şüphesiz yanlıştır, anlamın ve kastın yerini değiştirmektir, kötü niyettir.
Bir nokta veya durağın yerini değiştirmekle âyetin anlamının nasıl değiştiğine Kur’an’dan bir örnek: Rabbimiz şöyle buyurdu: “… Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (işlerine geldiği gibi) te’vil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini (gerçek anlamını) ancak Allah bilir. İlimde derinleşenler ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.” (Âli İmran 3/7) Eğer nokta veya durak Allah bilir’in sonuna değil de ilimde derinleşenlerin arkasına koyulursa o zaman mana şöyle olur: “Onun te’vilini Allah ve ilimde derinleşenler bilir.” Halbuki bu olmayacak bir şeydir. Zira bu âyetlerdeki gerçek muradı Allah’tan başka kimse bilemez.)
Kur’an, tarihte İsrailoğullarından bazılarının yaptıklarını anlatarak bu yanlış tavra işaret ediyor.
Allah (cc) Musa’nın (as) ümmeti olan İsrailoğullarına taştan su fışkırttı. Onları gölgeleyecek bulutlar gönderdi. Onları kudret helvası ve bıldırcın eti ile besledi. Sonra da nimetlerini daha da artırmak için onlara şöyle buyurdu:
“… Şu beldeye yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yiyin, hıtta (bağışlanmak istiyoruz) deyin ve kapıdan secde ederek (saygıyla) girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara (muhsinlere) ileride ihsanımızı daha da artıracağız.”
Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.” (A’raf 7/161-162. Bir benzeri: Bekara 2/58-59)
Bazı kaynaklar İsrailoğullarının girmesi istenen karye (belde) Filistin veya Kudüs’tür. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân 1/339. Şevkânî, Fethu’l-Kadir, s: 73)
Bilindiği gibi, Allah (cc) İsrailoğullarına Musa (as) ile birlikte mücadele etmelerini, gerekirse savaşarak, kendilerine vadedilen kente girip yerleşmelerini emretmişti. Âyetin akışından anlaşılıyor ki, onlar için oraya yerleşmek hem........
