DUANIN MAHİYETİ veya KİMLİĞİ |
DUANIN MAHİYETİ veya KİMLİĞİ
1-Dua etmek imandır, yani imanın gereğidir. Zira dua ederek mü’min Allah’ın Rabliğini ve duanın kabul melcei olduğunun bilincindedir.
2-Dua kulun Allah’a bir bağlılığı, bir teslimiyetidir. Dua sözden ibaret değildir; akidedir, tercihtir ve eylemdir. Dua bilinci mü’minin günlük hayatını kuşatır.
3-Dua etmek, bir anlamda Rabbe itaat ve boyun eğmek, O’nun hakim-i mutlak oluşuna iman, O’nun her şeye gücünün yettiğini itiraf etmek, O’na tevekkül etmektir (güvenip dayanmaktır).
4-Allah’ı Rabb bilip O’nun önünde secdeye kapananlar, ihtiyaçlarını Allah’a bildirirler ve O’ndan yardım dilerler.
5-Hakk dini yalanlayan kimseler dua etmekten de kaçınırlar, kendilerini müstağni görürler. Yani Allah’a ve O’na dua etmeye muhtaç olmadıklarını düşünürler. Onlar kibirli kimselerdir.
Dua etmeyen, medet istemeyen kullarına karşı Allah’ın sitemi şöyledir:
“De ki: ‘Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi?
Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı) kaçınılmaz olacaktır.” (Furkan 25/77)
6-Dua etmeyi önemsemeyenler, ibadeti de önemsemeyenlerdir. (Bkz: Mü’min 40/60)
Ebu Hureyre (ra), Rasûlüllah’ın (sav) şöyle dediğini nakletti:
“Kim, Sübhân olan Allah’a dua etmezse, Allah, o kimseye gazap eder!” (İbni Mâce, no: 3827, Tirmizî, no: 3595) (Bunun mesajı şudur: Kim Allah’tan başkasına dua ederse…)
7-Dua etmek de bu ibadet etmenin bir parçasıdır dedik. İnsanlar kime neye kulluk ediyorlarsa ona dua ederler, sığınılacak kucak ve yardım istenecek bir Kudret ararlar.
8-Esasen insan güçsüz olduğu için başkasının yardımına muhtaçtır. Sıkıştığı zaman birilerinden yardım ister. Ancak insanın öyle ihtiyaçları olur ki, başka bir kimsenin, başka bir şeyin onu karşılaması mümkün değildir.
Böyle bir durumda inkârcılar ve müşrikler bile ortak koştukları tanrılarını bir tarafa atar ve Allah’tan yardım isterler:
“İnsana bir zarar dokundumu, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder. Zararı üstünden kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarar için Bize dua etmemiş gibi döner-gider…” (Yûnus 10/12. Bir benzeri: Zümer 39/49)
9- İslâm’da dua için mutlaka uyulması gereken özel bir zaman ve mekân tahsis edilmiş değildir. Her yerde her zaman dua edilebilir. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde, Allah’ı tesbîh edin.........© Mir'at Haber