KÖTÜLÜK ÇAĞI VE İLÂHÎ REHBERLİK

KÖTÜLÜK ÇAĞI VE İLÂHÎ REHBERLİK

Zamanın ruhunu doğru okuyabilmek, karşı karşıya kaldığımız kötülükleri yalnızca ortaya çıkan sonuçlarıyla değil, kök sebepleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Bugün haber bültenlerinde, sokakta, aile yapısında ve insan ilişkilerinde şahit olduğumuz kötülükler, ilk bakışta münferit hadiseler gibi görünse de aslında derin bir ahlâkî ve manevî kopuşun tezahürleridir.

Bu manzara karşısında gerçeği görmemek mümkün değildir. İslâm, insanı ve toplumu korumak için indirilmiş ilâhî bir rahmet nizamıdır. Bundan uzaklaşmanın bedeli ise ahlâkî çöküş ve toplumsal savrulmadır.

İslâm‘dan uzaklaştıkça kalpler katılaşır ve huzur kaybolur, ona yaklaştıkça kalpler dirilir ve sükunete erer.

Zira bugün “suç ve kötülük” olarak şikâyet ettiğimiz her davranış, İslâm’ın açıkça yasakladığı fiiller arasında yer almaktadır. Can güvenliğinin ihlal edilmesi, hırsızlık, dolandırıcılık, malın gasp edilmesi, aklın alkol ve uyuşturucu ile ifsat edilmesi, neslin zinâ ve iffetsizlikle tahrip edilmesi, toplumun faiz, kumar, rüşvet, yalan dolan ve haksızlıkla çürütülmesi… Bunların hiçbiri tesadüfî ya da sebepsiz yasaklar değildir. Aksine bunlar, insanı korumaya yönelik ilâhî rahmet tedbirleri ve fıtratı ayakta tutan ilâhî güvenlik önlemleridir.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Allah Teâlâ’nın haram kıldığı hiçbir şey, gerçekte insan için hayırlı değildir. Geçici hazlar mutluluk sağlamaz, sınırsız özgürlükler huzur vermez. İnsan, Rabbini devre dışı bırakarak kendisi için daha iyi bir yol inşa edemez.

İslâm’ın emirlerine baktığımızda, insanı ve toplumu ayakta tutan temel ahlâkî ilkelerin öne çıktığını görürüz: Adalet, merhamet, emanet, doğruluk, tevazu, yardımlaşma ve........

© Mir'at Haber