HER RAMAZAN BİR YENİLENME FIRSATIDIR
Müminin hayatında bazı zaman dilimleri vardır ki, sadece takvim yapraklarında yer alan bir tarih değil; aynı zamanda imânî olgunluğun, kulluk şuurunun ve manevî dirilişin sembolüdür. Ramazan ayı da bu müstesna zamanlardan biridir.
İnsan, akıl ve idrak (mükellefiyet) çağına erdiğini çoğu zaman ilk bilinçli ibadetleriyle fark eder. Özellikle ilk defa şuurlu bir şekilde tuttuğu oruç; ilk sahur heyecanı ve ilk iftar sevinci, hafızalarda silinmeyecek izler bırakır. Bu yönüyle oruç, sadece aç ve susuz kalma hâli değil; aynı zamanda insanın dinî sorumluluk bilinciyle tanışmasının işaretidir. Nitekim İslam hukukunda mükellefiyet, büluğ ile başlar; oruç da bu sorumluluğun en belirgin tezahürlerinden biridir.
Ramazan ayı, sadece bireysel değil, toplumsal ve hatta küresel ölçekte de dikkat çeken bir zaman dilimidir. Dünya üzerinde milyonlarca Müslümanın aynı anda ibadet şuuruyla hareket ettiği bu ay, İslam’ın kamusal görünürlüğünü artırmakta; oruç, teravih ve yardımlaşma gibi ibadetler vasıtasıyla dinî hayatın canlılığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Ramazan, müminler için bir yenilenme ve arınma mevsimi olduğu kadar, insanlığa da ahlâkî bir şahitlik vesilesidir.
Bu itibarla Ramazan’a yaklaşırken yapılması gereken en önemli hazırlıklardan biri, samimi bir muhasebedir. Kişi kendisine şu soruları yöneltmelidir:
1 – Bugüne kadar kaç Ramazan idrak ettim ve her birinden ne kazandım?
2 – Geçen yıllara nazaran ibadet hayatımda ne gibi ilerlemeler oldu?
3 – Rabbime olan bağlılığım ve yakınlığım artış gösterdi mi?
4 – Önceki Ramazanlarda terk etmeye niyet ettiğim hangi hataları, kusurları ve günahları gerçekten terk edebildim?
5 – Hangi güzel amelleri istikrarlı biçimde sürdürebildim?
Ramazan sonlarında yapılan muhasebe elbette kıymetlidir; ancak Ramazan öncesinde yapılan bilinçli bir değerlendirme, ibadet ayının daha verimli geçirilmesine zemin hazırlar. Zira kişi önceki eksikliklerini ve zaaflarını tespit ettiğinde, aynı hatalara tekrar düşmemek için daha kararlı bir irade ortaya koyabilir.
Ramazan ayı; takvâ bilincinin güçlendiği, nefsin terbiye edildiği ve kalbin arındığı bir mevsimdir. Bu ayın en temel gayesi, Kur’an-ı Kerîm’de ifade edildiği üzere, takvâya erişmektir.
“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece Allah’a karşı gelmekten (günah ve fenâlıklardan) sakınırsınız”. (el-Bakara, 2/183).
Nitekim Resûlullah ﷺ Efendimiz de bu ilahî gayeyi şu müjde ile pekiştirmiştir:
إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّار، وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ
“Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapatılır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî ve Müslim)
Bu ilahî beyan ve nebevî müjde birlikte değerlendirildiğinde görülür ki Ramazan; kötülük kapılarının kapandığı, hayır yollarının açıldığı ve kulun Rabbi’ne yönelmesinin kolaylaştırıldığı müstesna bir zaman dilimidir. Böyle bir iklimde yapılacak bilinçli bir muhasebe, takvâya ulaşma yolunda güçlü bir başlangıç olacaktır.
Dolayısıyla Ramazan’a hazırlanmak; sadece gıda tedârikini değil, niyetleri, davranışları ve kalbî yönelişi de gözden geçirmeyi gerektirir.
Temennimiz odur ki, idrak edeceğimiz Ramazan ayı; geçmiş ihmallerin telafi edildiği, kötü alışkanlıkların terk edildiği, güzel hasletlerin kökleştiği bir diriliş vesilesi olsun. Mümin, her Ramazan’dan bir önceki hâlinden daha ileri bir kulluk şuuruyla çıkmayı hedeflemelidir.
Yüce Rabbimizden niyazımız; bizleri Ramazan’a sağlık ve afiyetle ulaştırması, bu mübarek ayı en güzel şekilde değerlendirebilmeyi nasip etmesi ve kazandırdıklarını Ramazan sonrasına da taşıyabilen kullarından eylemesidir. Kadir Bekil
Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.
Mirat Haber – YouTube
