menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE ZULÜMLE MÜCADELE

51 0
09.07.2026

EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE ZULÜMLE MÜCADELE

İslâm, insanı sadece namaz ve oruç gibi ibadetlerle değil, aynı zamanda adaletle de sorumlu tutar. Namaz kılan, oruç tutan bir Müslüman; aynı zamanda zalime engel olmak, mazluma sahip çıkmak ve hakkı savunmakla da yükümlüdür. Bu nedenle zulüm karşısında susmak, Müslümanın tavrı olamaz. Kimden gelirse gelsin, haksızlığın karşısında; hak ve adaletin yanında durmak, imanın gereğidir.

Yüce Allah, müminleri iyiliği yaymaya ve kötülüğü engellemeye çağırırken şöyle buyurmaktadır:

«”İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âl-i İmrân, 3/104)»

Bir başka ayette ise bu görev, müminlerin ayırt edici vasıflarından biri olarak zikredilmektedir:

«”Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar.” (Tevbe, 9/71)»

Bu ayetler açıkça göstermektedir ki emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker, toplumun huzurunu, adaletini ve ahlâkî düzenini koruyan temel dinî sorumluluklardan biridir.

İslâm, yalnızca zulmetmeyi değil; zulme rıza göstermeyi, zalimlere destek olmayı ve onlara meyletmeyi de yasaklamıştır. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

«”Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur.” (Hûd, 11/113)»

Bu ilahî ikaz, zalimin kimliğine, makamına veya gücüne bakılmaksızın her türlü haksızlıktan uzak durmayı ve daima adaletin safında yer almayı emretmektedir.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de kötülük karşısında duyarsız kalınmaması gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:

«”Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle;........

© Mir'at Haber