Âhireti Dünya Karşılığında Satmak |
Âhireti Dünya Karşılığında Satmak
Kur’ân-ı Kerîm, insanın dünya ve âhiret hayatını birbirinden kopuk iki alan olarak değil, birbirini tamamlayan iki safha olarak ele alır. Bu sebeple Kur’ân’da geçen bazı ifadeler, insanın tercihlerini sorgulayan güçlü uyarılar içerir. “Âhireti dünya karşılığında satmak” ifadesi de bu uyarılardan biridir.
Bakara sûresi 86. ayette, İsrailoğulları’ndan bir grubun tutumuna dikkat çekilir. Onlar, kendilerine indirilen ilâhî kitabın bir kısmına iman etmiş, bir kısmını ise terk etmişlerdir. Bu tutum, ayette “âhireti dünya karşılığında satın almak” şeklinde nitelendirilmiştir:
أُولَٰئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ فَلَا يُخَفَّفُ
عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُون
“İşte onlar, âhiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilir ne de kendilerine yardım edilir.”
(el-Bakara, 86)
Burada asıl mesele, dünya nimetlerinden faydalanmak değil; dünyevî menfaat uğruna ilâhî sorumluluğun göz ardı edilmesidir.
Dünya Hayatı Bir İmtihandır
İslâm’a göre dünya hayatı, başlı başına kötü ya da değersiz değildir. Aksine dünya, âhiretin kazanıldığı bir imtihan alanıdır. Ancak bu imtihanda ölçü kaçırıldığında, yani dünya amaç hâline gelip âhiret ikinci plana itildiğinde, Kur’ân’ın uyardığı tablo ortaya çıkar.
Âhireti dünya karşılığında satmak;
Kişisel veya toplumsal menfaatler uğruna dinî ilkelerden taviz vermek,
“Şartlar uygun değil” gerekçesiyle farzları ertelemek,
Ahlâkî sorumlulukları konjonktüre göre değerlendirmek anlamına gelir.
Bu tutum çoğu zaman açık bir inkâr şeklinde değil, dinî hassasiyet zayıflığı şeklinde ortaya çıkar.
Kur’ân’ın eleştirdiği temel sorunlardan biri, dinin bütünlüğünün bozulmasıdır. İlâhî hükümler, insanın keyfine göre seçilip bırakılabilecek hükümler değildir. İman, bir bütündür; parçalara ayrıldığında bağlayıcılığını kaybeder.
Bu bağlamda Kur’ân, aynı pasajda şu uyarıyı........