LAİKLİĞİN DİNE YAKINLIĞI
LAİKLİĞİN DİNE YAKINLIĞI
Son yüzyılda İslam dünyasında en çok tartışılan kavramlardan biri laiklik olmuştur. Kimileri laikliği “özgürlük”, “çağdaşlık”, “barış içinde birlikte yaşama” ve “tarafsız devlet” olarak sunarken; kimileri de onun dinin hayat üzerindeki hâkimiyetini sınırlandıran seküler bir ideoloji olduğunu söylemiştir. Özellikle Müslüman toplumlarda laiklik, sadece siyasî bir model değil; aynı zamanda dinin toplumdaki yerini belirleyen zihinsel bir dönüşüm projesi olarak uygulanmıştır.
Bugün birçok Müslüman, laikliği din karşıtı görmediğini söylemekte; hatta laikliğin İslam ile bağdaşabileceğini savunmaktadır. Ancak mesele derinlemesine incelendiğinde şu temel soru ortaya çıkar: İslam, hayatı Allah’ın hükmüne göre düzenleme çağrısı yaparken; laiklik hayatı vahiyden bağımsız bir zeminde kurmayı esas alıyorsa, bu iki anlayış gerçekten aynı noktada buluşabilir mi?
Bu soruya samimi, net ve tavizsiz cevap verilmelidir. Çünkü mesele sadece siyasî tercih değil; tevhid anlayışı, ilahlık meselesi ve Allah’ın hayattaki konumuyla ilgilidir.
Laiklik Nedir ve Ne İster?
Laiklik, en sade tanımıyla dinin devlet yönetiminden, hukuktan, kamusal düzenin belirleyici merkezinden uzaklaştırılmasıdır. Laik anlayışta din vardır; fakat hayatın merkezinde değildir. İnsan ibadet edebilir, dua edebilir, oruç tutabilir, camiye gidebilir; ancak dinin toplum düzeni üzerindeki belirleyiciliği sınırlandırılır.
Laiklik bu nedenle dini tamamen reddetmez. Çünkü dinin tamamen yok edilemeyeceğini bilir. İnsanlık tarihi boyunca hiçbir ideoloji dini bütünüyle silememiştir. Laiklik dini ortadan kaldırmak yerine onu denetim altına almayı tercih eder. Dini vicdana, mabede ve bireysel ahlâka çekmek ister. Böylece vahyin toplumu şekillendirme iddiası etkisizleştirilir.
İşte tam burada İslam ile laiklik arasındaki temel çatışma ortaya çıkar. Çünkü İslam yalnızca bireyin iç dünyasına ait bir inanç değildir. İslam; hukuk, ahlâk, ticaret, aile, eğitim, toplum, adalet ve yönetim anlayışıyla bütüncül bir hayat nizamıdır. Kur’an’ın çağrısı sadece “inanın” değildir; aynı zamanda “Allah’ın hükmüne teslim olun” çağrısıdır.
İslam’da Hüküm Yetkisi Kime Aittir?
Kur’an’ın temel mesajlarından biri şudur: Hüküm yalnız Allah’a aittir. Allah insanı yaratmışsa, insan için en doğru ölçüyü de ancak Allah belirler. İnsan hevası, çoğunluk, ideoloji, gelenek veya güç merkezleri Allah’ın hükmünün önüne geçirilemez.
Kur’an şöyle buyurur:
“Hüküm yalnız Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir.” (Yûsuf, 12/40)
Bu ayet son derece önemlidir. Çünkü Allah, hüküm meselesi ile kulluk meselesini aynı cümlede birleştirmiştir. Yani hüküm koyma yetkisini........
