HAKİKATİN SİYASETİ
Siyaset, insanlık tarihi boyunca toplumları yönetme sanatı olarak var olmuştur. Ancak siyasetin amacı, yalnızca güç elde etmek veya iktidarı korumak olmamalıdır. Hakiki siyaset, adalet, hikmet ve toplumun ıslahını hedeflemelidir. Tarih boyunca birçok yönetici bu anlayışı kaybetmiş, siyaset salt çıkarların, menfaatin ve güç savaşlarının arenasına dönüşmüştür. Ancak İslam, siyaseti bir emanet ve ilahi bir sorumluluk olarak tanımlar. Hz. Muhammed (s.a.v.) ve onun yetiştirdiği sahabeler, sadece bir dinin değil, aynı zamanda adil ve örnek bir yönetim anlayışının da temsilcileri olmuşlardır. Peygamberî yönetim modeli ışığında günümüz siyaseti ve çağın yöneticileri için hakiki siyasetin gereklilikleri:
1. Siyaset ve Emanet Anlayışı
Kur’an, yönetimi bir emanet olarak tanımlar:
“Şüphesiz Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder…” (Nisâ, 4/58)
Bu ayet, yönetimin bir hak değil, bir sorumluluk olduğunu vurgular. Ancak günümüz siyasetinde, makamlar çoğu zaman kişisel menfaatlerin, ailevi çıkarların veya ideolojik taassubun bir aracı haline gelmiştir. Oysa Hz. Muhammed (s.a.v.), yönetimi bir yük olarak görmüş ve asla makam hırsı taşımamıştır.
Örneğin, sahabelerden Ebu Zer el-Gıfârî (r.a.), bir gün Resulullah’a gelerek kendisini bir bölgenin valisi olarak atamasını istemiştir. Ancak Peygamberimiz ona şöyle cevap vermiştir:
“Ey Ebû Zer! Sen güçsüzsün, hâlbuki bu iş bir emanettir. O, hakkını veremeyen için kıyamet gününde zillet ve pişmanlıktır.” (Müslim, İmâre, 16)
Günümüz siyasetçileri için bu sözler açık bir uyarıdır: Eğer bir makama talip oluyorsanız, bunun sorumluluğunu da hakkıyla üstlenmek zorundasınız. Yönetim, rant kapısı değil, halka hizmet etme fırsatıdır.
2. Peygamberin Siyasi Liderliği ve Şeffaflık
Hz. Muhammed (s.a.v.), sadece bir peygamber değil, aynı zamanda Medine İslam Devleti’nin lideriydi. Onun yönetim anlayışı, adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine kuruluydu. Günümüz siyasetinde en büyük eksikliklerden biri şeffaflıktır.
Örneğin, Peygamberimiz (s.a.v.), bir savaş sonrası elde edilen ganimetleri bölüştürürken, halkın önünde hesap yapardı. Hatta bir keresinde ganimet mallarını taksim ederken, bir adamın kendisine şu soruyu sormasına izin vermiştir:
“Ey Allah’ın Resulü! Bu dağıtımda Allah’ın emri mi var, yoksa senin şahsi görüşün mü?”
Bu söz üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.), halkın yönetimi sorgulama hakkı olduğunu vurgulamış ve yönetici olarak kendisinin de hesap verebilir olduğunu göstermiştir. Oysa bugün birçok yönetici, şeffaflıktan kaçmakta, halkın hesap sorma hakkını engellemektedir.
3. Adalet ve Liyakat Esası
Günümüz siyasetinde en çok tahrip edilen konulardan biri liyakat ilkesidir. Yönetim kadroları, ehil olmayan insanlarla doldurulmakta, torpil ve kayırmacılık toplumsal düzeni bozmaktadır. Oysa Peygamberimiz, liyakat konusunda tavizsizdi.
Örneğin, Mekke’nin fethi sonrası Kâbe’nin anahtarını Osman bin Talha’ya teslim etmiştir. Bu karar, birçok sahabenin beklentisinin aksine bir........
