menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DEVLETİN TANIDIĞI ÖZGÜRLÜK MÜ, MÜSLÜMANIN HAKİKATİ Mİ?

9 0
08.02.2026

DEVLETİN TANIDIĞI ÖZGÜRLÜK MÜ, MÜSLÜMANIN HAKİKATİ Mİ?

Bugün Müslümanların en çok konuştuğu kavramlardan biri özgürlüktür. Ancak özgürlük, kimin tanımıyla ve hangi sınırlar içinde konuşulmaktadır? Bu soru sorulmadan yapılan her özgürlük vurgusu, farkında olmadan Müslüman zihni başka bir yöne sevk edebilir.

Laik devlet anlayışı, Müslümanların belirli alanlarda var olmasına itiraz etmez. İbadet edebilirler, yardım faaliyetleri yürütebilirler, ahlâkî söylemler geliştirebilirler. Ancak bu faaliyetlerin ortak bir şartı vardır: Mevcut düzeni sorgulamamak, egemenliğin kaynağını tartışma konusu yapmamak ve dini, kamusal hayatı dönüştüren bir ölçü olmaktan uzak tutmak.

Bugün bir Müslüman, bireysel ahlâk üzerine konuştuğunda alkışlanır; ama adaletin kaynağını, hüküm koyma yetkisinin kime ait olduğunu, hayatın hangi ölçülerle düzenlenmesi gerektiğini gündeme getirdiğinde “radikal” etiketiyle karşılaşır. Dinin serbest olduğu söylenir; fakat dinin neyi belirleyeceği önceden çizilmiştir.

Bu durum, zamanla Müslümanların dilini ve hedeflerini değiştirir. İslam, hayata yön veren bir sistem olmaktan çıkarılıp, bireyin iç dünyasında yaşadığı bir inanca indirgenir. Böylece Müslüman, kendini ifade ettiğini zannederken aslında sisteme uyumlu hâle gelir. Ortaya, itiraz etmeyen, talepkâr olmayan, düzenle çatışmayan bir din anlayışı çıkar. Bu, devletin açık bir dayatmasıyla değil; sunulan rahatlık alanlarıyla gerçekleşir…

Örneğin; sosyal yardımlaşma faaliyetleri teşvik edilir,........

© Mir'at Haber