ÖZ-BİÇİM ÇELİŞKİSİ |
Ruh ile madde, öz ile biçim arasındaki o mahrem münasebeti kaybetmiş, hakikati kendi sığ idrakine hapsetmiş bir zamanın yetimleriyiz. Bugün dindarlık, özün biçimden, ruhun bedenden ayrıldığı ve hakikatin bir “kışır” (kabuk) ezberciliğine mahkûm edildiği bir trajedinin sahnesidir.
Bir tarafta dinin vecdini ve aşkını kaybetmiş, onu sadece havasız bir nefsaniyetin içine hapseden “ham yobaz ve kaba softa” kütlesi durmaktadır. Bu tip, şekli bildiğini ve yaşadığını sanırken aslında o mukaddes şekli kendi ruhunda donduran ve sadece posa geveleyen bir anlayışsızlığın temsilcisidir. Onlar için şeriat, içinde nur cümbüşü kopan bir sarayın sadece dış kapısıdır; oysa o kapıdan içeri girmeyi, yani batın deryasına dalmayı küfür sayacak kadar nasipsizdirler.
Öte yanda ise modern dindarlık adı altında “kapitalizmin zokasını yutmuş”, cebi para görünce mülkiyet ve teşhir putlarının karşısında teslimiyete bürünmüş bir güruh peydah olmuştur. Bu “sonradan görme” dindarlık, asalet ve nezaketten mahrum,........