DÜNYADA BİR REJİM DEĞİŞECEKSE: ÖNCE İSRAİL!
“DÜNYADA BİR REJİM DEĞİŞECEKSE: ÖNCE İSRAİL!” (Bu görüş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ifade edilmiştir.)
“BU BİR SAVAŞ DEĞİL: SİSTEMATİK İMHA DÜZENİ!” “İsrail ve ABD’nin savaşı” sadece bir savaş değil — hak, hukuk ve adaletin sistematik bir infazıdır. Hukuk sustu, susturuldu, güç tahakküm kuruyor… Silah karar veriyor ve tümden bir insanlık bedel ödüyor… 1948’den bu yana Filistin’de yaşananlar bir “süreç” değil; kesintisiz bir ilhak, imha ve soykırım düzeniydi… “Nakba!” bitmedi… Biçim değiştirdi… bütün dünyaya yayıldı ve devam ediyor… Filistin’de 1947’de başlatılan “geçici işgal süreci!” 1967’de geçici olmaktan çıkarıldı; kalıcı, planlı ve derinleşen bir imha düzenine dönüştürüldü. Batı Şeria ve Doğu Kudüs adım adım işgal edilirken, bir halkın coğrafyası sistematik biçimde parçalandı, işgal edildi, gasbedildi… En başta Siyonist İsrail’in sözde! güvenlik! politikası olarak pazarlandı, gerçekte — açık bir Arz-ı Mevud projesidiydi… “Gazze de” bu düzenin en yalın, en çıplak yüzüdür… Bu İsrail/ABD şer ittifakı için sadece bir cephe değil — abluka, yıkım, izolasyon… ile bir halkı topyekûn kuşatma ve soykırım politikasıdır. Bütün bu zulümler yapılırken, sınırsız, oransız, orantısız güç kullanımı artık bir istisna değil, vahşi bir yönetim biçimine dönüşmüştür.
“KÜRESEL DÜZEN ÇÖKTÜ: GÜÇ HUKUKUN YERİNE GEÇTİ!” Bu gün İsrail–ABD ekseni, bütün dünyada artık sudan bahanelerle kuralsız müdahaleyi meşrulaştıran, “rejim değişikliği”ni keyfi güç pratiğine dönüştüren küresel zorbalık metaforuna evrilmiştir. Krallar çıplak; bu düzen böyle devam edemez. Bu zorbalığın her defasında insanlığı büyük felaketlere sürüklediği defalarca kanıtlandı. “Sarı inek” hikâyesi gibi, suskunluk da her seferinde daha büyük kayıpların kapısını araladı… Eğer bugün vicdanını bütünüyle yitirmemiş, şeytana teslim olmamış liderler, yönetimler ve en önemlisi toplumların müşterek vicdanı ayağa kalkmazsa; bu gidişe açıkça dur demezse, yarın yalnızca geç değil; artık hiçbir şeyin geri döndürülemeyeceği bir eşik olacaktır. Görülen o ki bu sessizlik yalnızca bir kayıtsızlık değil; bilinçli bir tercih, hesaplanmış bir geri çekiliş ve örtülü bir suç ortaklığıdır. Ancak tarih defalarca göstermiştir ki zulüm karşısında tarafsızlık, zalimin safında yer almaktır. Bugün susanlar, yarın konuşacak zemin bulamayacaktır. Çünkü adalet bir kez çöktüğünde, onun yerine gelen şey düzen değil kaostur; hukuk değil keyfiliktir; barış değil süreklileşmiş zulümdür! Gerçek açık: Bu güç güvenlik üretmiyor. Bu güç yalnızca daha fazla yıkım, daha fazla öfke, daha fazla çatışma üretiyor. Uluslararası sistem ise bu tablo karşısında çökmüştür. Adalet yoksa düzen yoktur. Hukuk askıdaysa meşruiyet çökmüştür. Kuralların seçici uygulandığı, yaptırımların siyasallaştığı, hakların coğrafyaya göre değiştiği bir düzende hiçbir ülke, hiçbir toplum gerçekten güvende değildir. Bugün görmezden gelinen hukuk ihlalleri, yarın başka coğrafyalarda emsal olarak kullanılacaktır. Bu yüzden mesele yalnızca bir bölgenin değil, küresel düzenin geleceğidir. Dünya görüyor. Dünya biliyor. Ve bilinçli olarak susuyor. Bu suskunluk tarafsızlık değil — suç ortaklığıdır. Çifte standart bir sapma değil, mevcut düzenin kendisidir. Gerçek açık ve tartışmasızdır: Sorun yalnızca politikalar değil — o politikaları üreten zihniyettir. Sınırsız güç, sınırsız yıkım üretir. Denetimsiz iktidar, felaketin kendisidir.
“ADALET İÇİN TEK ÇIKIŞ: REJİM DEĞİŞİMİ İSRAİL’DE BAŞLAMALI!” Ve artık söz nettir: Bilge lider Sn Devlet Bahçeli’nin de ifade ettikleri gibi; “Ortadoğu’da, hatta bütün dünyada bir rejim değişecekse “evvelemirde o ‘İsrail!’ olmalıdır..!” Çünkü mesele yalnızca bir ülke ya da coğrafya değil, topyekun insanlığın geleceğidir. Ya hak, hukuk, adalet… üstün olacak, ya da güç her şeyi ezmeye! devam edecek. Ya adalet tesis edilecek, ya kriz geri döndürülemez biçimde büyüyecek… seçim ise tüm bir insanlığın!
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
