We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İSLAM HARİCİNDEKİ İNANÇLARDA “KUTSAL YOL”, “YOLCULUK” VE “TAVAF” OLARAK HAC

1 1 1
01.07.2022

Geçen haftaki yazımızın devam olarak hac bir ibadetinin diğer inanç sistemlerinde genel anlamda çağdaş bir bakış kazanarak eskileri yad etmek ve en güncel olarak küreselleşme eylemi olarak görülmektedir. Bugün yaşayan dinlerin birçoğunda (İsa Mesih’e tanrılık atfedip onun kutsal yaşam alanı olarak gökleri belirleyen Hıristiyanlık istisna kabul edersek) bütün mensuplarının kutsal hac yeri olarak kabul ettiği ve kutsallığı kutsal kitaplara dayanan bir hac merkezi bulunmaktadır.

Doğu dinlerinde putperestlik hakim olduğundan Hindular, kutsal Ganj Irmağı’nın köklere yönelişi göstererek cennetten doğduğuna inandıkları yeri (bilhassa Benares, Varanasi’yi) ziyaret ederken Japonların millî dini Şintoizm’de ise tıpkı Arafat gibi kutsal kabul edilen dağlara (özellikle Fuji Yama dağına) çıkarak orada kamp kurup ibadetlerle geceleri geçirirler. Tanrı inancı bulunmayan Budizm’de ise bu dinin kurucusu olan Budda’yı tanrı olarak tapan Budistler, Buda’nın doğduğu yer olan Lumpini parkına kutsal ziyaret veya büyük uyanışını gerçekleştirdiği Bodhi Gaya’ adlı mekandaki devasa Buda heykelini “ziyaret edip önünde saygı ibadetinde bulunmayı” hac kabul ederler.

Yahudilik’te hac olayı Kudüs’e doğru kutsal yolculuk ve Ağlama duvarını tavaf (hag) formundadır. Bilhassa ömrü sürgünde geçen (diyaspora) Yahudiler için hac ibadeti, diğer inanç ve ibadet esasları gibi, tarih boyunca eklemeler ile vatansızlığa hasretle ve gelecekte inşa edilecek Mesih krallığı hayaliyle pek çok değişikliğe maruz kalmıştır. Antik dünyada iken Yahudiler, uzun süre göçebe hayatı yaşarken, zaman zaman Hz. Musa’nın ve diğer peygamberlerin buyruklarını terkedip putperest adetlere meyletmiş ve tıpkı Cahiliyye’deki müşrik Araplar gibi haccın anlamını tahrif etmişlerdir. Mesela Yahudiler, sürgündeki ağır şartlar yüzünden Tevrat’ta kendilerine emredilen yılda en az üç defa yapılması buyruğuna her zaman gereken önemi göstermemiş ama Hz. Süleyman’ın inşa ettirdiği Mescid-i Aksa’nın (Bet HaMikdaş) M. S. 70 yılında Romalılarca yıkılmasından ve sadece ağlama duvarının kalmasından sonra uzun süre Kudüs’e girmeleri yasaklandığından sadece esnek dönemlerde millî birliğin sağlanması için hac mevsimlerinde Kudüs’e gitmeye özen göstermeye başlamışlar ancak yine de bu hac, azınlıkta kalındığından sembolik bir hal almıştır.

Daha dünyevi, maddi ve somut fenomenlerle donattıkları inançlara sahip Yahudiler, Zaten........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play