We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Değerlerimize Vefa Duygumuzu Kayıp Mı Ettik?

1 1 3
29.06.2022

Kirli güçler tarafından 5 Temmuz 1980 tarihinde Fatih’te şehid edilen Sedat Yenigün, Türkiye Yazarlar Birliği’nin Cağaloğlu’ndaki Kızlarağası Medresesi’nde ilk defa yoğun katılımlı bir programla anıldı.

Mavera Gençlik Hareketi’nin düzenlediği Sedat Yenigün’ü Anma Programı’nda ilk olarak Mehmet Güney, Ali Bulaç ve Abdurrahman Arslan konuştular ve iki tur içinde Yenigün’ün mücadelesini, misyonunu, dönemini farklı açılardan anlattılar, hatıralarını aktardılar. Asım Gültekin’in yönettiği programda daha sonra Ümit Meriç, Ahmet Ağırakça, Hamza Türkmen, Beşir Eryarsoy, Hasan Güneş ve Sedat Yenigün şehit edildiğinde henüz iki yaşında olan oğlu Halil İbrahim Yenigün söz alıp onunla ilgili hatıralarından bahsettiler ve değerlendirmelerde bulundular. Program, Mahmut Balcı’nın okuduğu Kur’an tilavetiyle birlikte Şehit Sedat Yenigün’ün “Gel Ey Zulüm, Zulmün Ta Kendisi” şiirinin okunuşu ile hitama erdi.

Şehit Sedat Yenigün, benim çocukluk aşklarımın en güzel timsallerinden biriydi. Şehadetini duyduğum an içinde bulunduğum ruh halini annemin ‘oğlum kim bu senin kardeşin mi, abin mi, niye bu kadar üzülüyorsun’ demesi açıklar sanırım. Adana şehrinde benim için seksenli yıllarda iki temel isim vardı: Şehit Metin Yüksel ve Sedat Yenigün… O iki isim hayatım boyunca benim bu davaya sahip çıkmam ve saf bir şekilde içinde bulunmamın anahtarı oldular. O yüzden hiç tanımasam da o iki güzide şahsiyete büyük bir minnet besliyorum… Çünkü onların menkıbeleri ile büyüdüm ve inanıyorum ki büyük bir gençlik kitlesi de yine onların o güzel menkıbeleri ile büyüdüler. Dava denilince aklımıza gelen bu iki isim, aynı zamanda saflığın sembolü idiler. Riyasız, garazsız, hilesiz ve beklentisiz bir yaşamın örnekliğini temsil ediyorlardı. Bir insan görülmeden, tanınmadan bu kadar sevilebilirler mi diye sorulursa evet cevabını tereddütsüz veririm… Tıpkı İmam Humeyni, Cahar Dudayev ve Aliya İzzetbegoviç vb. şahısları sevdiğimiz gibi…

Bu anma programı esnasında sürekli duygusal bir anafora yakalandığımı söyleyebilirim. Sedat Yenigün ile ilgili anlatılan her anı ve anekdot beni bambaşka bir dünyaya götürüyordu. Özellikle sevdiğim insanların Ali Bulaç, Abdurrahman Arslan, Mehmet Güney, Ahmet Ağırakça, Beşir Eryarsoy, Hamza Türkmen ve Ümit Meriç’in her anekdotta güzlerindeki ışıltıyı görmek bir başka sürura sürüklüyor ve umutlarımı çoğaltıyordu. Ve bende bir davetçinin olması gereken halinin örnekliğini çağrıştırıyordu. Özellikle Ali........

© Mir'at Haber


Get it on Google Play