menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇOK GÖRÜLMÜŞ ÇOCUK

7 0
07.06.2026

Evlat sevgisi, insana verilmiş en büyük armağanlardan biridir. Evet, evlada duyulan sevgi ve şefkat hisleri, anne babaya verilmiş bir armağandır. Her şeyden habersiz bir “can”, bizim canpâremiz olur; ona kendi canımızdan can katarız. Onun varlığıyla derinlerde yatan gizil güçlerimizi keşfeder, onu büyütürken biz de büyür, olgunlaşırız. Sevgimiz bize ne büyük bir dayanma gücü veriyormuş, bilgi ve birikimimiz, sınırlarınızı bilmeyen minik varlığın karşısında ne kadar yetersizmiş, kendimizi kimi zaman nasıl da çaresiz hissedebiliyormuşuz… Bir dolu farkındalık, deneyim ve bilgi hep o küçük yavruyla beraber hayatımıza girer.

Bin bir umutla ve emekle bize emanet edilen evladımızı hayata hazırlamaya çalışırken isteriz ki bizim yetişme serüvenimizde karşımıza çıkan zorlukların hiçbiriyle karşılaşmasın, sorunsuz, ruhsal bakımdan hiçbir yara almadan evladımız yetişsin, bir birey olsun. Mutlu bir çocuk büyütme ideali her anne babanın hedefidir, ancak çocuğumuzu mutlu edelim derken ölçüyü kaçırıyor muyuz? Konuyla ilgili Prof. Dr. Acar Baltaş’ın “Çocuklarımızı Nasıl Mutsuz Ediyoruz?” başlıklı yazısında söylediklerinden yararlanıyorum:

“Çocuklar ailelerinin hayatına değil, refahına ortak ediliyor; onlara hayatlarını kolay yaşamaları için her türlü imkân sağlanıyor. Bu anne ve babaların büyük çoğunluğu kendi hayatlarında yaşadıkları zorlukları çocuklarının yaşamasını istemediklerini de dile getiriyorlar.”  Karneleri kötü gelse bile uzman görüşüne uyarak olumsuz bir şey söylemiyorlar, tatilde ödev verilmemesini destekliyorlar. “Sonsuz bir iyi niyetle onlara istedikleri her şeyi vermeye çalışıyorlar. Ancak iyi niyet her zaman iyi sonuç vermiyor. Çocukları desteklemek ve cesaretlendirmek tabii ki iyidir, ancak istedikleri her şeyi onlara vermek cezadır. Çünkü böyle bir yaklaşımın sonunda ‘nedeni belli olmadan her şeye hakkı olduğuna inanan ve hayattan hep alacaklı olduğunu hisseden’ insanlar yetiştiriyoruz. Bugün iş hayatında yöneticilerin en büyük sorunu işini ve kurumunu beğenmeyerek her şeyi eleştiren ancak çözüm önermeyen gençlerdir.”   

Acar Baltaş, mücadele insanı geliştirir, insanın potansiyeli baskı altında ortaya çıkar, der. Ona göre “potansiyelini hayata yansıtan çocuklar yetiştirmenin kritik iki özelliği vardır: sabır ve şefkat.”  Bu ifadede “sevgi” kelimesini dışarıda bırakmış, çünkü birçok ailenin sağlıksız sevgisiyle çocuklarına zarar verdiğini düşünmekteymiş. 

Yazar, çocuklara “anneciğim”, “babacığım”, “sevgilim”, “aşkım” diye hitap edilmesini de tenkit ediyor, bu tarz seslenmelerin çocuklarda duygusal açıdan ikilemlere ve sağlıksız bağlanmaya sebep olduğunu belirtiyor. 

Sağlıklı sevgi nasıl verilebilir? Gerçek, yalın bir sevgi dile dökülmese de hissedilir.  Çocuğa yaşının gereğine uygun sorumluluk vermek, hayatın sürprizleri karşısında sağlam durabilmelerini destekleyecek bir tutumla yakınlık göstermek, sevgidir; ona güven vermek ve güven duymak da bir sevgidir.    

Günümüzde sevginin göstergesi olarak çocuklara nasıl yaklaşıldığına pek çoğumuz şahit olmuşuzdur. Çocuk, hayatın merkezinde, anne baba ise onun gönlünü yapmakla görevli birer........

© Mir'at Haber