TÜRKİYE MÜSLÜMANLARI YENİDEN İMAN ETMELİYİZ

TÜRKİYE MÜSLÜMANLARI YENİDEN İMAN ETMELİYİZ

Asıl olan İslam Dini’nin inanç  esaslarına imandır. İmanlı ölüm  Cennet, imannsız ölüm Cehennem’dir. Bu sebeble ne derece günahkâr olursa olsun bir mümini bir ateist ve deistle kıyaslayamayız. Ama “Kabe’de Hacılar” türü  bir ilahi ile mutlu olacak hale geldiysek imanımızı ve yaşamımızı sorgulamalıyız.

Şimdi size Türkiye’nin en dindar kişi ve kurumlarını sayınız desem…

Tatlımsı ama faydasız ve amaçsız konuşmaları sebebiyle bazılarınız falancı;  sakalı, sarığı ve cübbesi nedeniyle  bazılarınız  da filancıdır, der yani menkıbecileri ve hurafecileri söyler.

Mensubu olduğu için Diyanet  diyenler  olur.

İslam’ı öğrettikleri zannıyla İlahiyat fakülteleri diyenler çıkabilir.

Çok büyük çoğunluk ise Menzil, İsmailağa, İskenderpaşa ve Erenköy cemaati ve diğerlerini sayar  ve onların şeyhleri ve bağlılarını da Cennetlik olarak  niteler.

Bu kişiler ve kurumlar da bir hakikat üzerindeymişler gibi kendilerini farklı ve ayrıcalıklı konumda görürler.

İstisnalar elbette vardır ama kuralı bozmaz.

GERÇEK İSLAM’IN UZAĞINDADIRLAR

Bunlar yetişme tarzları sebebiyle İslam Dini’ni yalnızca kişisel yaşamla alakalı bir inanç ve ritüeller dizisi gibi görürler. Yasalarını alemlerin Rabbi olan Allah’ın koyduğu insan hayatını itikadi, siyasi, iktisadi, hukuki  ve sosyal yönleriyle kuşatan bir hayat düzeni olarak tanımaz ve bilmezler.

Bunların Ülkenin inanç sistemi, siyaseti, eğitimi, ekonomisi, hukuku ve sanatının bir buçuk asrı aşkındır sömürücü NİFAK’ın ve zalim KÜFR’ün egemenliği altında oluşu ile alakalı BİLİNÇLERİ   ve YÜREK İSYANLARI yoktur.

Bunları  daha dindar görünebildikleri için diğerlerine de şamil olmak üzere tarikatçılarla örneklendirelim:

ZİKİR YAPARIZ AMA ALLAH’A GÜVENİMİZ YOKTUR

Her gün zikir yapılır ama Allah’a güven yoktur. Çünkü gerçek zikrin uzağındayız.

Çünkü, hakiki  zikir Kur’ândır, Kur’ân’ın içeriğidir. (Enbiya 50;  Sad 2)

Allah’ı zikretmek aslında Allah’ın Kur’ân ile  bildirdiği iman ölçülerini, hayatımızı bütünüyle yönlendirici emirleri ve yasaklarını hatırlamak, öğrenmek, yaşamak ve tebliğ etmektir.

Ve Allah’ı zikretmek aslında Ülkeyi Kur’ân’sız temeller üzerinde oturtup ona demokratik seçim yoluyla dönüşü bile Anayasal suç haline getiren zalimlere karşı Kur’ân ile kültürel cihadda bulunmaktır.

Bunlarda bu açıklanan anlamda zikir yoktur.

SALÂT EMRİNİ DE ALLAH’A İADE EDERİZ

Şanı yüce olan Allah müminlere Resulüne  salât etmelerini yani  Kur’ân ile insanları karanlıklardan nura çıkarmada Hz. Muhammed’in çizgisinde yürümelerini emreder (Ahzab 56) Ama bunlar Allah’ın verdiği salat  emrini Ona iade ederek “Allah’ım! Muhammed’e Sen git salât et” derler..

MİLYONLARCA SALAVAT GETİRDİKLERİ HZ MUHAMMED’İN TBMM DAHİL HİÇBİR RESMİ KURUMA SOKULMADIĞINI ANLAYAMAZLAR. HER ANIŞTA ELLERİNİ ÜZERİNE KOYDUKLARI KALPLERİ SIZLAMAZ, ÖFKELERİ GÖRÜLMEZ.

Bunlar, her dem Allah – Peygamber, halâl – haram, Cennet – Cehennem derler. Ama hep kendileri için, kendi kendilerine mırıldanırlar, ötesi yoktur. Ötesi olmadığı için Arafat konuşmamızda  Peygamberimizin Kur’ân çizgisinde “ayaklarımın altındadır” dediği  faiz sömürüsünü ülkemiz örneği ile dile getirdiğim için bana “keşke siyaset yapmasaydın” diyen cahil ve de  ahmak  tüccar gibi size suçluymuşsunuz gibi bakarlar..

ŞİMDİ BUNLARA GÜNCEL YAŞAM ÜZERİNDEN SORALIM

Çocuklarını gönderdikleri  okulda Kur’ân ve Sünnet İslam’ı var mı?

Kendileri ve çocukları, eşlerini insana saygılı Kur’ân hükümlerine göre boşayabilirler mi ?

Kendilerinden yardım alarak beslendikleri iş adamlarının faizle Allaha ve Elçisinde savaş açtıklarını ve milletimizi de fakirleştirdiklerini biliyorlar mı?

Sahâbilerin cihad  menkıbelerini anlatan bu yüreksizlerimizin dışlayıcı, baskıcı ve ötekileştirici sekülarist – laik sistemlerle  bir problemi ve mücadelesi var mı? Giderek artan zina, eşcinsellik, cinsiyetsizleştirme, uyuşturucu ve sosyal adaletsizlikle mücadeleleri var mı?

EY LAİKLER! SİZE KALSAYDİ LAİKİKLİK YIKILIRDI

Ey Laikler, Kamâlistler, Deistler!   Sizin gibilere kalsaydı insan doğası ve eğilimleriyle çatışan egemen düzeniniz çoktan yıkılırdı. Çürüttüğünüz insanlar eliyle biterdi.

Ama rahat olun, kendilerini Cennetin ta ortasında görerek İslam karşıtı düzeninizi koruyan   Diyanet var, İlahiyatlar var, sistemin  yönettiği tarikatler, siyasiler var, dünya ve ahiretlerini düşünmeyen ve düşündürtülmeyen milyonlar var. Bir ilahi ile mutlu olanlar var.

Yeri gelmişken değinelim. Geçen gün bir araya geldiğimiz bir bilge dostla Kur’ân bilgini olarak temayüz etmiş akademisyen olan ve olmayan kişileri anımsadık.

Bu nasıl Kurân adamlığıdır ki bir tanemizde  olsun KUR’ÂN TOPLUMU için açıktan mücadele bilinci, stratejisi, azmi  ve öncülüğü yok.

HA HEMEN ELEŞTİRİYE VE SAVUNMAYA KALKIŞILMASIN BU SATIRLARIN YAZARI DA İSTİSNA  DEĞİL

Şimdi dilinin altındaki baklayı çıkar diyeceklere açıkça deriz ki:

Korku salınıp can alınarak ikame edilen ve bir asırdır İslam aleyhine  propaganda edilerek yaşatılan devrimlere ve son devir  Osmanlı yönetimine  insan hakları adına öfkemiz var.

İslam’a dönüşü engelleyen yasalara ve milletimizin şahlanışını engelleyen Batıcı yaşam köleliğine demokratik isyanımız var.

Bu manevi esarete onay veren ve verdirilen Diyanet’e, ilahiyatlara, tarikatlere ve cemaatlere İslamî bilgi ve bilinçle yeniden  iman edilmesi  çağrımız var.

Müslüman milletimiz içinden çıkarak ateizme-deizme yuvarlanan örneklerini; izzeti/yüceliği küfürde ve kâfirde gören misallerini gördükçe,  “ Ey kalpleri yönlendiren Allahım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl.” şeklinde  Rabbimize sığınmaktan ve kendimizi de muhatap kılarak yeniden iman çağrısı yapmaktan başka çare bulamıyoruz:

“Ey iman sahibi olduğunu iddia edenler! Allah’a, Elçisine ve gerek Elçisine indirdiği bu Kitaba, gerek daha önce indirmiş olduğu diğer Kitaplara gerçek anlamda ve yeniden iman edin!

Şunu iyi bilin ki, her kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve âhiret gününü inkâr ederse, haktan tamamen uzaklaşmış ve gerçekten derin bir sapıklığa düşmüş demektir!” (Nisa 136)

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ


© Mir'at Haber