MEZHEP ÇATIŞMALARINDA TARİHİ FAKTÖR
MEZHEP ÇATIŞMALARINDA TARİHİ FAKTÖR
Mezhep çatışmalarında rol oynayan faktörlerden biri “aktüel siyasi rekabet ve mücadeleler” ise, diğeri yine temelinde siyaset ve iktidar mücadeleleri yatan “tarihi faktör”dür. Kur’an-ı Kerim, bunu muasır neslin atalarının yanlış yolunu takip etmesi olarak yerer. Garip gelse de, Sünni-Şii iki mezhep müntesipleri arasında var olan rekabet ve mücadelenin gerisinde ne Arap, Türk ve Farsların, ne doğrudan tarihi mezheplerin ortaya çıkışında rol oynayan klasik dönem siyaset ve bu siyaseti meşrulaştırma çerçeveleri olarak teşekkül etmiş bulunan kelami, fıkhi ve usuli ihtilafların rolü söz konusudur.
Din veya mezhep tabiatı itibariyle beşeri ilişkileri ilahi murada uygun formlar haline getirirler, eğer din veya mezhep ihtilafı körükleyen saikler aracı haline getirilirse, bu dinin veya mezhebin suistimali demektir. Her şeyin suistimali mümkün olduğu gibi din ve mezhep de suistimal edilebilir; suistimalde cürüm dine ve mezhebe değil, suistimal eden mücrime yazılır.
Türkiye-İran olayında asıl ihtilaf tarih boyunca ve doğrudan iki Türk hanedanı arasında hiç bitmeyen siyasi mücadeleler, taht ve iktidar kavgalarıdır. Dün olduğu gibi bugün de iki büyük Türk topluluğu (Türkiye ve İran Türkleri) gerçek ortak düşmanları konusunda aralarında birlik sağlayamamaktadırlar. İran’da en az Fars unsur kadar veya ona en yakın etnik grup olan Türkler, diğer etnik gruplarla birlikte Amerika ve İsrail’in saldırılarına karşı mukavemet gösterirlerken, Türk unsurun hâkim olduğu Türkiye, stratejik, askeri ve diplomatik tercihini Amerika ve İsrail’den yana belirlemektedir. Tom Barrack’ın ifadesiyle, Türk yetkililerin Netanyahu ve İsrail’e ilişkin kullandığı ağır ifadeler “retorikten ibaret”; pratikte ve realitede Türkiye-İsrail ilişkileri ciddi sayılabilecek bir tehditle karşı karşıya gelmiş değil. Gazze ablukasını kırmak üzere vicdan sahibi onlarca ülke insanı Sumud seferine çıkarken Türk yetkililer bu saygıya değer eylemi “şow” olarak değerlendirmekte, Trump denen dengesiz bir cabbar-ı anidin, tacir-u facirin hazırladığı Gazze’nin ölüm planında Türkiye üye bulunmaktadır.” [1]
Bazı durumlarda dini hüküm ve hassasiyetler “dindar” özneyi de doğru tercihte bulunmasında etkili olmuyor, tıpkı soy ve kan bağının (etnik aidiyet)in işe yaramadığı durumlarda olduğu gibi. İslam dinine ve Müslüman halkların tamamına gerçek hasım olan Amerikan emperyalistleri ile Yahudi Siyonistlere karşı birlik içinde olunması gerekirken, din ve soydaşlık bırakın diğer ülkeleri, Arapları dahi bir araya getirmiyor; mesela yeni gelişmeler trajik bir biçimde Körfez ülkeleri ile Suudileri ayrı çıkar kamplarına itmiş bulunuyor.
Din, mezhep ve........
