menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KURBAN; İBRAHİMİ BİR DURUŞ, İSMAİLİ BİR TESLİMİYET VE SOSYAL BİR İBADETTİR

18 0
26.05.2026

KURBAN; İBRAHİMİ BİR DURUŞ, İSMAİLİ BİR TESLİMİYET VE SOSYAL BİR İBADETTİR

Arapçada gerek maddi gerekse manevi her türlü yakınlığı ve yakın olmayı kuşatacak bir anlama sahip olan ‘kurban’ kelimesi, dini terminolojide kendisiyle Allah’a yaklaşılan şeyi, özel olarak da Allah’a yakınlık sağlamak, yani ibadet amacıyla belli vakitte belirli cinsten hayvanları usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.

Kur’an-ı Kerimde ayrıntısına yer verilmeksizin, Hz. Âdem (as)’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir. Yüce Allah: “Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden, “Andolsun seni öldüreceğim” demişti. Diğeri de, “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” demiş ve şöyle eklemişti: “Beni öldürmek için el uzatsan bile, ben öldürmek için sana el uzatmayacağım: Şu bir gerçek ki ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım”[1] buyurmaktadır.

Kurban ibadeti, insanlık tarihi ile başlamış olup ilahi dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğu bildirilir. Nitekim ayet-i celilede: “Her ümmete nüsük (ibadet) mahiyetinde kurban kesmeyi meşru’ kıldık; tâ ki Allah’ın kendilerine rızık olarak sunduğu hayvanların üzerine Allah’ın ismini anıp (öylece boğazlasınlar). Şunu unutmayın ki hepinizin ilahı tek bir İlahtır. Öyleyse yalnız O’na teslim olun. O alçak gönüllü, samimi ve ihlâslı olanları müjdele!”[2] buyrulmaktadır. Kerim Kitabımız Kuran’da Hac ibadeti esnasında kesilecek kurbanlarla ilgili hükümler yer almakla birlikte, Hac dışında kesilecek kurbana da dolaylı değinilmektedir. Kurban ibadetiyle ilgili birçok ayet-i kerime mevcuttur. Birkaçını zikredelim; “Allâh Ka’be’yi, o saygıdeğer evi, insanlar için (hayât ve güven) durağı yaptı. O saygıdeğer ayı, kurbanı, tasmalı kurbanlıkları da (böyle yaptı) ki Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilici olduğunu anlayasınız” [3], diğer bir ayeti celilede; “Zira Biz vaktiyle İbrâhim’e Beytullah’ın yerini belirlediğimiz zaman: “Sakın Bana hiç bir şeyi ortak koşma ve Ben’im Mabedimi tavaf ederken, kıyamda, rükûda veya secdede olarak ibadet edenler için tertemiz tut!” Hem bütün insanları hacca davet et ki gerek yaya, gerek uzak yollardan gelen yorgun argın develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı çeşitli faydaları görsünler ve Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanları, belirli günlerde Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Siz de onların etinden hem kendiniz yiyin, hem de yoksula ve fakire yedirin” [4], bir başka ayette; “Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah’ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. Bu kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır! Fakat Allah’a ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye, bu hayvanları sizin istifadenize sundu. Güzel davrananları müjdele!”[5]

Hac dışında kurban kesme yükümlülüğü hususuna dolaylı olarak işaret edilmektedir. Kevser suresinde; “O halde Rabbin için namaz kıl. Kurban kes”[6] buyrulmaktadır. Kurban ibadetinin nasıl yerine getirildiği ve hangi hayvan türlerinin kurban edilebileceği hakkındaki hükümler, Hz. Peygamberimiz (sav)‘in söz ve uygulamasıyla belirlenmiştir.

Efendimiz (sav)’in hicretin ikinci yılından itibaren kurban bayramlarında kurban kesmeye başlaması, hac ve umre esnasındaki uygulaması ve kurbanla ilgili çeşitli açıklamalarından oluşan zengin hadis rivayeti bu alandaki dini geleneğin, fıkhi yorum ve değerlendirmelerin ana zeminini teşkil etmiştir. Peygamberimiz (sav) kurban kesmeyi hiç terk etmemiştir. Her sene genellikle iki kurban kesmiştir [7] biriyle kendi borcunu eda eder, diğerinin sevabını da ümmetine bağışlardı.[8] Ayrıca Hz. Ali (ra)’ye, vefatından sonra bir kurban da kendisi için kesmesini vasiyet etmiş, o da her sene bu vasiyeti yerine getirmiştir.[9] Diğer yandan “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın”[10] buyurmuşlardır.

İbadetlerde fert ve toplum yararıyla açıklanabilir unsurlarla taabbudi nitelik taşıyan ve Allah’a bağlılığı temsil eden simgesel........

© Mir'at Haber