KOMŞULUK

KOMŞULUK

GİRİŞ

İnsanlar toplu olarak yaşama ve birbirlerine muhtaç yaratılmışlardır. Yüce Allah’ın yarattığı tüm canlılarda birlikte yaşama özelliği görülmektedir. Hayatı birlikte idame ettirme, sadece insana ait bir özellik değildir. Yaratılışı gereği toplumsal bir hayat süren âdemoğlu en yoğun ilişkiler ağı içerisinde bulunduğu kişilerin, önemli bir bölümünü komşuları oluşturmaktadır. Bir insan, hayatı boyunca kendi hanesinden sonra en çok aynı köy, mahalle, semt ve şehirdeki komşularını görmekte ve onlarla birlikte hayatı paylaşmaktadır. Bu bağlamda komşular, insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği sosyal hayatta, aile ve akrabalarından sonra en önemli üçüncü halkayı oluşturmaktadır. Hatta komşular, mesken bakımından yakın olduklarından dolayı, uzağında olan akrabasından daha çok yararı dokunmakta ve onlarla daha fazla içli dışlı olunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, insanın en yakın çevresinde komşularının bulunması, sıkıntılı zamanlarında onlarla yardımlaşması, el ele vermesi, mutlu günlerine onları ortak kılması ve sair zamanlarda da onlarla iletişim halinde olmasını gerektirmektedir.

Bir başka açıdan bakıldığında komşuluk ilişkileri, günümüz toplumlarının en önemli meselelerinden birisi haline gelmiştir. Çünkü modern zamanlarda yitirilen ve unutulan en önemli insani değerlerden birisi de komşuluk ilişkileridir. İnsanlar, köylerden kentlere göç etmek suretiyle büyük şehirlerde yaşamayı tercih etmişlerdir ancak, pek çok alanda olumlu etkileri görülen şehirleşme sürecine komşuluk ilişkileri açısından bakıldığında, genellikle bu sürecin olumsuz sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Daha anlaşılır bir şekilde ifade etmek gerekirse şehirleşme ve sanayileşme sonrası, büyük şehirlerde toplanan insan kalabalıkları, mekân yönüyle birbirlerine yakınlaşsalar bile, maalesef her geçen gün yalnızlaşan ve yabancılaşan insan yığınlarına dönüşmüşlerdir. Öte yandan şehirleşmeye paralel modernleşmeyle birlikte insanlar, benmerkezci bir düşünceye doğru yönelerek özel yaşamlarına ve kendi isteklerine düşkünlük hâsıl olmaya başlamıştır.

Görsel ve yazılı iletişim araçlarından da bilindiği üzere aynı mahallede hatta bazen aynı apartmanda yaşayan bir insanın ölüm haberini, komşuları o kişinin ya kaybolmasından ya da bedeninin kokmasından dolayı günler sonra duyabilmektedir. Şu halde çağdaş dünyada karşılaşılan bu vahim durumdan ve kalabalık şehirlerdeki yalnızlık ve buhrandan kurtulmanın en önemli yollarından birisi de, şüphesiz komşular arası saygı ve sevgiye dayalı sıcak ve samimi ilişkilerdir.Komşu ve Komşuluğun Tanımı

Birbirine yakın bir konumda oturan, ikamet eden kimselere komşu denir. Komşu, ev, iş yeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları isimdir. Türkçe’deki komşu karşılığında İslâm ahlâk ve fıkıh literatüründe kullanılan “câr” kelimesi “yakın olma, yakınlık” anlamındaki “civâr ve mücâvere” mastarlarından isim olup genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade eder. Ayrıca aralarında meslek, iş yeri, arazi vb. yönlerden yakınlık bulunanlar hakkında da kullanılmaktadır. (1)

Komşu olmanın meydana getirdiği birtakım hak ve görevlerin yanı sıra, aynı zamanda bunların sağladığı bir ilişkiler düzeni de bulunmaktadır. Bunlara genel olarak komşuluk veya komşuluk ilişkileri denilir. Komşuluk ilişkileri sosyal dayanışma açısından önemli olduğu gibi, ailelerin huzur ve güven içinde yaşamaları açısından da çok önemlidir. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahip olduğundan, fert ve ailelere toplum içerisinde destek olup sosyal yapıyı güçlendirir. Kötü komşuluk ilişkileri ise sürekli rahatsızlık, güvensizlik ve yalnızlık hissi uyandırır. Kültürümüzdeki süzülmüş bir anlayışın ifadesi olan, ”Ev alma komşu al” vecizesi, komşuluk ilişkilerinin her iki yönü açısından da son derece isabetli bir tespiti dile getirmektedir. Yine dilimizdeki “Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “Komşuda pişer bize de düşer” gibi vecizeler ve benzeri deyimler, komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından önemlidir.

Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Komşuluk

Sosyal hayatın aile kurumundan sonraki halkasını komşuluk oluşturduğundan, her inanç ve kültürde komşuluk ilişkilerine dair farklı kurallar bulunur. Komşuların birbirine karşı hak ve ödevlerine dair emir ve yasaklara Tevrat’ta yer verilmiştir. On emir içinde yer alan, “Komşunu kendin gibi seveceksin” (2) buyruğu bütün bu ödevlerin temelini oluşturur. Tevrat’taki emir ve yasaklar, Yahudilerin kendi aralarındaki komşuluk ilişkileriyle sınırlı olarak algılanmış ve yabancılara karşı hissedilen soğukluk duyguları zamanla Yahudi olmayan herkese karşı gerçek bir nefrete dönüşmüştür. Özellikle kendilerinin dışındakiler hakkında iyi niyet beslememek, onlara merhamet etmemek gerektiğini, ifade etmişlerdir.

Hıristiyanlıkta komşuluk kavramının evrensel bir içerik kazandığı görülmektedir. Matta İncil’ine göre her şeriatta yer alan temel buyrukların en başta geleni, kişinin Allah’ı bütün yüreğiyle sevmesi, ikincisi de komşusunu kendisi gibi sevmesidir. Hz. Îsâ (a.s), “Sen komşunu sevecek ve düşmanından nefret edeceksin” şeklindeki Yahudi öğretisini hatırlattıktan sonra, “Düşmanlarınızı sevin ve size eza edenlere dua edin(3) demiştir.İslam’da Komşuluk

İslâm dininde komşu hakları, hukuk-i ibad/kul hakları veya hukuk-i âdemiyyin/insan hakları denilen haklar çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu haklarla ilgili emir ve yasaklar komşuluk ilişkilerini de bağlar. Kur’ân-ı Kerim’de Allah’a imanı emreden ve şirki yasaklayan ifadelerin hemen arkasından sıralanan ahlâk emirleri arasında, ana-babaya iyi davranılmasından sonra komşuya iyilik yer almaktadır. Nitekim bahse konu ayette Yüce Allah: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez” (4) buyurmaktadır. Ayette zikredilen “yakın komşu” ile evleri en yakında bulunan komşular, “uzak komşu” ile de nispeten daha uzakta oturanlar kastedilmiştir. İlkiyle akrabalık bağı bulunan, ikincisiyle akraba olmayan komşuların veya ilkiyle Müslüman, ikincisiyle gayr-i müslim komşuların kastedildiği şeklinde daha başka yorumlar da yapılmıştır. (5) Hadislerde de komşuluğun önemini ve komşu haklarını anlatan çeşitli açıklamalar bulunmaktadır. Bunların en dikkate değer olanı, “Cebrail, komşu hakkı üzerinde o kadar önemle durdu ki neredeyse komşuyu komşuya mirasçı yapacak sandım”(6) mealindeki hadistir. Diğer hadislerde de komşusunun, kendisine kötülük yapmasından korktuğu kimselerin tam olarak iman etmiş olamayacağı (7), Allah katında en hayırlı komşunun, komşularına en çok iyilik eden kimse olduğu (8) bildirilmekte, ayrıca komşuların, en yakın olanlardan başlamak üzere birbirine hediye vermeleri de öğütlenmektedir. (9)

İnsan ilişkilerine dair ayet ve hadisler bütün olarak dikkate alındığında İslâm ahlâkında, yabancılara karşı nefret telkin eden ve onları aşağılayan Yahudi telakkisinin âdil ve ahlaki görülmediği, buna karşılık İncil’in, “Düşmanlarınızı sevin” buyruğunun da gerçekçi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bunun en açık delillerinden biri, “Bir topluluğa duyduğunuz öfke sizi adaletten sapmaya sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha uygundur”(10) mealindeki ayettir. “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse komşusuna eziyet etmesin” (11), “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse komşusuna iyilik etsin” (12) mealindeki örneklerde de görüldüğü gibi hadislerde komşuluk kavramının din ayırımı yapılmaksızın mutlak olarak kullanılmasını dikkate alan âlimler, gayr-i müslim komşuların da komşuluk haklarının bulunduğu görüşünde birleşmiştir. (13)

C.1. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Yaptığı Tasnife Göre, Komşular Üç Gruba ayrılır

C.1.1. Üç hakka sahip olan komşular

Bunlar hem akraba, hem Müslüman olanlardır. Bunların komşu, akraba ve Müslüman olmaktan doğan üç çeşit hakları vardır.

C.1.2. İki hakka sahip olan komşular

Akraba dışındaki Müslüman komşular. Bunların komşu ve Müslüman olmaktan ileri gelen iki çeşit komşuluk hakları vardır.

C.1.3. Bir hakka sahip olan komşular

Akraba ve Müslüman olmayanlardır. Bunlar, akraba olmayan ehl-i kitap (Yahudi, Hıristiyan) veya müşrik komşulardır. Bunların sadece komşu olmalarından kaynaklanan bir tür hakları bulunur. (14) Komşu tabirine, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, kâfir, âbid-fâsık, dost-düşman, mukim-misafir, zararlı-zararsız, yakın-uzak istisnasız bütün komşular dâhildir.

C.2. Komşu Hakları

İslâm dinine göre en önemli haklardan birisi de şüphesiz komşu haklarıdır. Ancak komşuluk hakkındaki ayet ve hadisler genel olarak incelendiğinde, bu konunun çok geniş bir alanı kapsadığı ve kul hakkıyla irtibatlı........

© Mir'at Haber