IŞİD–DEAŞ alçak terör örgütüdür, dindarlık kılığına sokulmuş bir aparattır |
Terörün bir adı olur, bir de efendisi.
Bugün tartışılması gereken mesele, terör örgütünün tabelasında ne yazdığı değil; hangi güçlerin çıkarına hizmet ettiği, kimin elinde bir aparat olarak kullanıldığıdır.
İsmi DEAŞ olur, başka bir şey olur…
Masumların kanı akıyorsa, şehirler yakılıyorsa, çocuklar öldürülüyorsa bunun adı şiddettir, terördür ve lanetlidir. Bu konuda hiçbir gri alan yoktur. Terör, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın meşru değildir.
Ama burada durursak gerçeğin yalnızca yarısını konuşmuş oluruz.
Çünkü sahadaki her vahşetin arkasında bir siyasi akıl, bir jeopolitik hesap, bir küresel mühendislik vardır. Ortadoğu’da ortaya çıkan hiçbir silahlı yapı, ABD’nin bilgisi ve İsrail’in çıkarı dışında uzun süre yaşayamaz. Bu coğrafyada “kontrolden çıkmış” terör örgütü yoktur; kontrollü kaos vardır.
Bu da bir iddia değildir.
ABD’nin başkanı Donald Trump, defalarca ve açıkça, DEAŞ’ın Barack Obama ve Hillary Clinton döneminde ortaya çıktığını, bu sürecin Washington’daki siyasi aklın ürünü olduğunu söylemiştir. Buna rağmen bu itiraflar hasıraltı edilmiş, tartışma bilinçli biçimde örgütün ismine indirgenmiştir.
ABD ne zaman “bölgeden çekiliyoruz” dese, bir yerlerde terör hortlar.
İsrail ne zaman köşeye sıkışsa, bir yerlerde kan akmaya başlar.
Çünkü bu yapılar amaç değil, araçtır.
Bir devlet gibi değil, taşeron gibi kullanılırlar.
İslam dünyasında bir uyanış ihtimali belirdiğinde, terör sahneye sürülür.
İsrail’in işgali sorgulanmaya........