AB’de “ihanet” söylemi, değerler birliği mi yoksa siyasi baskı mı?

Almanya basınında son günlerde Macaristan ve Başbakan Viktor Orbán’a yönelik kullanılan dil dikkat çekici: “Hain”, “sabotajcı”, “AB’den çıkarılsın”, “oy hakkı alınsın”, “fonlar kesilsin”…

Sormak gerekiyor: Avrupa Birliği gerçekten bir değerler topluluğu mu, yoksa sadece aynı çizgide duranların tolere edildiği bir siyasi blok mu?

AB yıllarca oybirliği mekanizmasını savundu. Çünkü egemen devletlerin oluşturduğu bir yapıda, özellikle dış politika ve güvenlik gibi hayati konularda zorla çoğunluk dayatması birlik ruhunu zedelerdi. Şimdi ise Macaristan veto hakkını kullandığında, sorun “mekanizma” değil, doğrudan “ihanet” olarak tanımlanıyor.

Kurallar geçerliyken sorun yok; fakat sonuç istenilen yönde çıkmadığında kurallar tartışmaya açılıyor. Bu, açık bir çifte standarttır.

Macaristan’ın Ukrayna politikasını eleştirmek mümkündür. Ancak farklı bir jeopolitik değerlendirmeyi “Rusya’nın lobiciliği” ya da “hainlik” etiketiyle mahkûm etmek, Avrupa’nın çoğulculuk iddiasını zayıflatır. Demokrasi, yalnızca çoğunluğun görüşünü alkışlamak değil; azınlığın itiraz hakkını da korumaktır.

Daha da dikkat çekici olan tarihsel hafızadaki seçiciliktir. 1989’da Avusturya sınırını açarak binlerce Doğu Alman’ın özgürlüğe kavuşmasına zemin hazırlayan Macaristan’dı. O gün “özgürlük kahramanı” olarak görülen bir ülke, bugün siyasi pozisyonu nedeniyle “çıkarılsın” denilen bir aktöre dönüşüyorsa, burada ilkesel değil konjonktürel bir yaklaşım vardır.

Türkiye açısından tablo daha da öğreticidir. Avrupa Birliği yıllardır Türkiye’ye hukuk devleti, çoğulculuk ve demokratik değerler konusunda ders vermektedir. Ancak kendi içinde farklı bir siyasi duruş ortaya çıktığında, yaptırım ve dışlama dili hızla devreye sokulmaktadır.

Bu durum ister istemez şu soruyu doğuruyor: Değerler evrensel midir, yoksa stratejik çıkarlarla sınırlı mı uygulanmaktadır?

Eğer AB her anlaşmazlıkta “fonları keselim”, “oy hakkını alalım”, “çıkaralım” demeye başlarsa, bu birlik bir değerler topluluğu olmaktan çıkar; çoğunluğun tahakküm ettiği bir yapıya dönüşür.

Birliğin gerçek gücü, kriz anlarında farklı seslere rağmen birlikte kalabilmesidir. Farklı düşüneni “hain” ilan etmek ise zayıflığın göstergesidir.

Ve belki de asıl mesele şudur: AB, ilkelerini gerçekten herkese eşit uygulayacak mı; yoksa ilkeler, yalnızca uyumlu olanlar için mi geçerli olacak?


© Milli Gazete