Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 153

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

“Ve lillahimülkü’s-semavative’l-erdi / Arzın ve semavatın mülkü Allah’ındır.” (Maide 17) “Semavat ve arz” kelimesi kâinatımızın adıdır, üç boyutlu uzayımızın adıdır. “Semavat ve arz” veya “seb’asemavat” derken ayrı ayrı semalar kastedilir. “Arz ve semavat” derken, bizim genişlemekte olan üç boyutlu kâinat murat edilmektedir.

Kâinatımız bundan 13,7 milyar yıl önce patlayarak genişlemeye başlamıştır. Işık hızı ile genişlemektedir. Bir şeyin genişleyebilmesi için kendisinden daha büyük boyutta uzaya gerek vardır. O uzay da “kürsi”dir. İradeli hareket yapabilmemiz için daha büyük boyuta ihtiyaç vardır. O da “arş”tır. İşte, Allah bunların yalnız halikı değil, aynı zamanda malikidir. Biz ve melekler buraların maliki değiliz; işçisiyiz, çalışanıyız. Mâlike’l-mülk O’dur. Hazreti İsa’nın durumu da bizim gibidir. Kendisine bir görev verilmiştir, o görevi yapmıştır.

Ay’ı Güneş’e karşı getirmekte, arzı ise semavata karşı ifade etmektedir. Sema çekim alanıdır. Arz ise çekim merkezidir. Böyle anlaşıldığı takdirde Güneş de arzdır. Kâinatın varlıkları çekim alanları ve çekim merkezleri olarak var edilmiştir. Uzakta bulunan bir yerdeki herhangi maddeyi arz kendisine çeker. O ona yaklaşmaya başlar, sonunda bir yere gelir ki orada........

© Milli Gazete