Yunan ve Rum’un vekilliği

Bugün Adalar Denizi yani Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de yeni gerginlikler inşa edilme çabası söz konusudur. Bunda ana şüpheli elbette İsrail’dir. Kıbrıs meselesinde tırmanan gerilimleri sadece iki komşu ülke arasındaki tarihsel husumetler olarak okumak yanlış olacaktır. Bu bağlamda tablonun en hayati boyutunu gözden kaçırmamak gerekir. Bölgesel krizlerin arka planında, küresel güç dengesinin yeniden kurulma çabası ve bu çabanın doğrudan hedefinde Türkiye'nin olduğunu görmek gerekiyor. Türkiye’nin tarihi misyonu ve tüm diğer caydırıcılıkları ile pek çok alanda otonom bir güç merkezine dönüşmüştür. Bakınız Siyonizm hedeflerini sadece siyasal ve devlet bazlı okumak da yanlış olur. Zira Siyonistlerin çok korktuğu şey vardır, bunların başında da para gelir. Yani olayı sadece bir perspektiften okuyamayız. Bunun bir de ekonomik, sosyal, diplomatik ve kültürel boyutu da vardır. Şimdi tabii bu ifadeyi çoğu zaman “Bir işin sadece ekonomik, siyasal, sosyal, diplomatik ve kültürel boyutu yoktur. Hele ki konu İsrail ise teolojik boyutu da vardır” şeklinde ifade ediyorduk. Bunu İsrail ve ABD ilişkisini sadece realist bakış açısı ile okuyanlara yönelik ifade ediyorduk. Bu sefer tam tersine de vurgu yapmamız gerektiği durumlar söz konusu…

Siyonizm’in kontrolü veya onun oluşturduğu konfor alanından yararlanma derdinde olan Batılı piyonları bölgede güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Bu noktada güçlü bir Türkiye, mevcut statükodan kârlı çıkan büyük güçler açısından tolere edilmesi zor olan bu durum, tarihin her döneminde olduğu gibi klasik bir tepkiyi devreye sokmuştur: Vekâlet yoluyla dengeleme... Ne yapacak doğrudan kendisi değil ama bir husumetlisini devreye sokarak güç dengesini değiştirecek… Ukrayna-Rusya savaşında Batı'nın uyguladığı yıpratma savaşı modelinin bir benzerinin; Ege ve Doğu Akdeniz hattında Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail üçlüsü üzerinden Türkiye'ye karşı kurgulandığı kapsamlı bir jeopolitik denklemle karşı karşıyayız. Bunu yaparken İsrail’in işin içerisine girmesini beklemek de büyük bir yanlış. Zira Türkiye’yi dolaylı olarak karşısına almanın ötesindeki yani doğrudan karşısına alacağı bir denklem inşallah İsrail’in sonu olacaktır. Bu noktada da bu kesinlikle olmaz dememek lazım, zira bu sapkın ve kendini seçilmiş hisseden değil bilen bu kafanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Biraz şu “Vekâlet Yoluyla Dengeleme” kavramına bakmak icap ediyor…

Vekâlet yoluyla dengeleme ve Ukrayna modeli: Yunanistan’ın rolü

2014 yılında başlayan ve Şubat 2022'de büyüyen askerî hareketlilik ciddi bir savaşa dönüşmüştür. Bugün Rusya-Ukrayna savaşı, büyük güçlerin doğrudan çatışmaya girmeden bir rakibi nasıl........

© Milli Gazete