Ramazan ayı geldi

"... Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin..." (Bakara 185)

Allah'ın Rasulü, Ramazan’ı şu sözlerle karşılardı: “Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah, bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları sonuna kadar açılır, cehennem kapıları ise sonuna kadar kapanır ve azgın şeytanlar bağlanır...”

Bir rivayette ümmet-i Muhammed’e Ramazan’da verilen nimetleri Peygamber Efendimiz şöyle ifade buyurur:

“Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.

Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak, onlara rahmetiyle bakar. Allah, kime rahmetiyle bakarsa, ona hiçbir zaman azab etmez.

İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.

Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler, oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.

Dördüncüsü: Allah o gün cennetine emir verir ve şöyle buyurur: “Ey cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.”

Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de Allah, oruç tutan kullarının hepsini affeder.

Sahabilerden biri sordu: “Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?”

Peygamberimiz, “Hayır” dedi, “Bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?”

Safa geldin ey mübarek Ramazan.

Ramazan-ı Şerif; bereketin sağanak sağanak yağdığı, füyuzât-ı İlâhiyye’nin âfâkı ve enfüsü kapladığı, sevapların kat kat katlandığı, kalplerin rahatladığı, Rabbimizin kullarının birbirleriyle hayırda yarıştığına nazar edip razı olduğu, meleklerine, kullarını gösterip onlarla övündüğü mübarek bir aydır.

RAMAZAN lafzının mânâsında da onu ihya edene bir müjde vardır; “Ramazan, lügat olarak yakıp yok eden” demektir. Peygamber Efendimiz, bu manayı ihtiva eden hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı, Ramazan diye isimlendirildi çünkü o, günahları yakar (yok eder).” O günah ki; dilde ağırlık, kabirde karanlık, sıratta boyunda yük, mahşerde rezillik, mizanda sefillik, huzuru İlâhiyye’de divana durulduğunda kula darlıktır. Kurtuluş yılın tamamına kıvamını verecek olan Ramazan’ı ihya etmektir.

Cennet rükünlerinden olan Uhud, şehitleriyle; 10 bin ashabı barındıran Cennetülbaki erenleriyle Ramazan’ı bir başka karşılar.

Cennet kapılarını açıp cehennem kapılarını kapatacak ve şeytanları zincirlere vuran melekler, Ramazan’ın gelişinin hikmetini ilan neşesiyle bekler Ramazan’ı.

Ramazan umrecileri, ayların sultanında farklı bir neşeyle lebbeyk sedalarını terennüm edebilmenin heyecanına kapılır.

Kur’an ehli huffazı kiramı Ramazan’da hatimlerin heyecanı kuşatır. Teravih için mescidlere hazırlanan müminler, o manevi iklimi özlemle bekler.

Bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nin görevli melekleri, Allah’ı zikreden kullarına dua ve istiğfar etmenin ve onlar için af dilemenin zevkini tekrar bir kez daha yaşamak için bu geceyi hasretle beklerler.

Gözünü göğe diken günahkâr kullar, cehennemden azatlı kullar defterine yazılmaları tazarru ve niyazıyla “Gel on bir ayın sultanı” derler.

Ramazan müjdecisi melekler, Rabbimizin “Şahit olun ey meleklerim! Ben onları bağışladım” kelamını duymayı ne kadar da çok isterler.

Camilerde itikafı fırsat bilen zahidler, Ramazan’da Rasulüllah’ın sünnetini ihya etmenin sevabını kazanabilmek için Ramazan itikafını özlerler.

İslam’ın kubbesi, imanın yurdu,........

© Milli Gazete