Çocuğa güzel ahlak kazandırmak
Peygamberimiz’in buyurduğu gibi; her doğan, İslam fıtratı üzere doğar. Artık sonrası aile, çevre ve okula kalmıştır.
Çocuk, süt emmekten kesildikten sonra özel bir merhaleye girer. Fıtratının temizliği sebebiyle taklit ederek gördüklerinin benzerlerini yapmaya meyillidir. Bu meyil ile çocuk, kolayca şekil verilen bir hamur gibidir. Çocuğun içinde bulunduğu bu dönemi, “Onun aklı ermez, anlamaz küçücük bir çocuk” diyerek hafife almamak gerekir.
Küçüklükte uygulamalı ve sözlü olarak öğretilen edep ve ahlak, çocuklara en üst düzeyde fayda verirken;
Çocukluk çıktıktan sonra kazandırılmaya çalışılan edep, öncesi gibi fayda verecek değildir.
Muhakkak ki; taze bir ağacın dallarını düzeltmek istediğin zaman düzeltebilirsin. Ama kuru çalı çırpı halini alınca ne kadar yumuşatmak istersen iste yumuşamaz ve düzelmez.
Çocuğa devamlı surette yeme içme adabı, selamlaşma, sağ el ile bir şey alıp verme, aksırdığı zaman elhamdülillah deme, yanında biri aksırırsa ona dua etme, doğru dürüst ve emin olma ahlakı gibi edeplere alıştırmak lazımdır.
Amr bin Seleme'den rivayetle: Peygamber Efendimiz’in kucağında küçük bir çocuk idim. Elim yemek tabağının içinde gezip dolaşıyordu. Bana buyurdu ki; ey oğul! Önce Bismillah de, sağ elinle ye, önüne gelen taraftan ye. O andan itibaren benim yemek tarzım bu şekilde oldu."
Çocuk, düşük ahlaktan yani; yalan, benlik, küfür ve nahoş sözlerden, argo konuşmalardan, kardeşini kıskanma gibi yanlış söz ve tavırlardan uygun bir üslupla uzaklaştırmak lazımdır. Ana ve baba üzerine öncelikli vazifelerinden birisi de çocuğu haramlardan uzak tutmaktır.
Peygamber Efendimiz'in daha çocuk yaştaki torunu Hasan'ı sadaka olan bir hurmayı yemesine müsaade etmediği gibi. Zekâttan yemek ehli beyte helal olmadığı için; ona gerekçesini de söyleyerek mâni olmuştur.
“Abdullah bin Mesud, çocuğunun ipekten gömlek........
