Paramızın değerini kim belirliyor?

Orta Doğu’da savaşın ortaya çıktığı günden beri para piyasalarında yaşanan hareketlilik, üretimden gelen gücünü kullanarak iş yapmaya çalışan, ülke ekonomisine katma değer sağlayan ve parametrelerde yaprak kımıldasa iç dengeleri altüst olma eğilimindeki herkesi tedirgin etmeye yetti. Zira, dolar üzerinden borçlu olanların kasasından yüzde 10’luk bir rakam yok oldu.

Ne garip bir dünyada yaşıyoruz. Akşam yatıyoruz, sabah kalkıyoruz, finansal düzen ve para politikaları gerçekleri diye karşımıza konulan tabloyla, cebimizden gizli bir el sürekli bir şeyler tırtıklıyor.

Bir bakıyoruz, dolar fırlamış gitmiş… Dolayısıyla paramızın ucundan küresel para babaları koskocaman bir parçayı kemirivermiş. Bir bakıyoruz, altın arşa çıkmış… Küresel para babaları, dünyanın bir ucunda üst üste koydukları kilo kilo altınlarına, tonlarca yeni sermayeler ekleyivermiş. Bir bakıyorsunuz, akaryakıt fiyatları uçmuş gitmiş…

Devletimiz sürekli bindirdiği ÖTV’den feragat edip, indirim yapacağına, oralı bile olmamış, pompa fiyatlarında arşa çıkan fiyatlar dolayısıyla milletin boğazı metazori sıkılarak hazineye hak edilmeyen trilyonlarca lira para tıkıştırılmış.

Neresinden bakarsanız bakın, birileri bir şeyler kazanıyor ve kaybeden hep insanlarımız oluyor.

Bu tablonun sorumlusu kim? Doları, bir fırtına gibi sağa sola savuran emperyalist küresel para babalarının ve doların ağa babası Amerika’nın gerçek amacı nedir?

Elbette, dünya para piyasalarının genel hakimi ve cebimizdeki kağıt parçalarının değerini masa başında belirleyen güç, Siyonizmin emrinde bu işleri yapıyor. Koskoca Amerika’ya bile boğazına zincir takıp oynatan iradenin, ellerindeki kartlarının gerçekten güçlü olması, “Yahudi lobisi” diye gündeme getirilen siyasal gücün, ekonomik bağlamda dünyayı yerinden oynatacak bir mekanizmayı elinde tutması gerektiği çok açıktır.

Amerikan Merkez Bankası FED’in zaman zaman yaptığı açıklamalar, küresel fiyat gerçeklikleri, borçlar-alacaklar vb. ortaya konulan gerekçelerin tamamı aslında bir kurgunun parçası olan teferruattan ibarettir. Açıkça ifade etmeliyiz ki, dünya ticaretini yönlendiren, ticaretin genel yekününden konvertibl olan paralar üzerinden ekstra haraçlar uydurarak dünyayı sömürenler, aslında kuruş kuruş biriktirdiğimiz her şeyden kepçe kepçe bir şeyler götürüyorlardır.

Kesinlikle ifade etmeliyim ki, Merkez Bankası’nın zaman zaman yaptığı açıklamalarda en çok şuna dikkat ediyorum, “Enflasyon miktarı nedir? Paramızın değeri konusunda bir tedbir alınıyor mu alınmıyor mu?”

İslam ülkelerinin kesinlikle yeni bir ticaret sistematiği oluşturmak, Medine Pazarı felsefesiyle birbirleriyle olan ilişkilerini yeni kurgular üzerinden yapmaları gerekiyor. Yeni pazarlar bulmak elbette önemli… Ama bu pazarları bulurken, ihracat yaparken, küresel emperyalizmin geçer akçesi dolar ve euro üzerinden ticaret gerçekleştirip, onların kurduğu kumpasa hizmet etmek zorunda kalmamalıyız. Dünya ticaretinin en geçer akçesi doları indirip kaldırarak bizim ekonomik parametrelerimize de zarar veren, bizim paramızı değersizleştirenlere de alternatif güçlü bir model ortaya koymamız gerekiyor.

Bunu nasıl yapacağız?

Belki İslam ülkeleri arasındaki ticarette kullanılacak yeni bir para birimini icat edeceğiz, kabul edeceğiz ve yürürlüğe sokacağız.

Belki, doları ve euroyu by-pass edecek farklı bir sistemi bulup geliştireceğiz. Her şeyin para olarak algılandığı dünyada, belki yeni muhabbetler ortamı kurarak, diyaloglarımızı zenginleştireceğiz. Küresel para babalarının cebimizden ellerini çekmelerini sağlamak istiyorsak, buna mecburuz.


© Milli Gazete