menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kültür emperyalizmi

22 0
01.04.2026

Emperyalizm, modern çağda kılık değiştirdi, biçim değiştirdi, boyut değiştirdi, yön değiştirdi, rota değiştirdi. Artık yüzyıllar öncesindeki emperyalizmin ahtapot kolları savaşlarla, mücadelelerle, işgallerle kendisini göstermiyor. Yeni dünya düzeninde artık kültürel işgal, kültürel emperyalizm dönemi başladı.

Bizleri sömürmek, biçimlemek, yönlendirmek, farklı algılar etrafında zihnimizi dönüştürmek için çabalayanlar kültürel emperyalizmi devreye soktular. Dilimizi, örfümüzü, ananemizi, yaşam biçimlerimizi, kılık kıyafetlerimizi kendi arzuladıkları biçimlerde yönlendiriyor, bizleri gizli bir dünya perspektifinin penceresinde hapsediyorlar, algılarımızı kendi kültür formlarımızdan uzaklaştırıp, onların biçimlediği bir kültürel formasyona hapsediyorlar.

Yıllar önce Ülke TV’de ünlü şairlerimizden merhum Bahattin Karakoç’la yapılan bir röportajı seyretmiştim. Modern çağda kültür emperyalizmine maruz kalan insanların her şeylerini unuttuklarını, değerlerine yabancılaştırıldığını, dilini, dinini, örfünü unuttuğunu kaydeden Karakoç, “Bu konuda önlem alınmazsa, kimliğimizi kaybedebiliriz” mealinde bir şeyler söylemişti.

Emperyalizmin uç beyi kapitalizm, insanlarımızın ruhunu farklı şekillerde deforme ediyor. Örneğin, zihinlerde oluşturulan yabancı marka düşkünlüğüyle, insanlar satın aldıkları markalarla kendilerini özdeşleştiriyorlar, o markanın moda rüzgarıyla hatta kasırgasıyla bambaşka bir dünyanın çöllerinde, bataklıklarında savrulup gidiyorlar.

Zihinlerimize yerleştirilen batı hayranlığı, bugün sokaklarımızda caddelerimizde faaliyet gösteren en küçük esnafın bile ticari tabelalarına “İngilizce, Fransızca” sözcükler olarak yansıyor. Kendi ülkesinin diliyle faaliyet göstermeyen, markasını veya tabelasını yabancı kelimelerle süsleyerek ticari faaliyetlerini genişletmeye çalışan insanlarımız, zihinsel olarak işgal edildiklerinin, kültür emperyalizminin en ağır boyutunu yaşadıklarının farkına bile varmıyorlar.

Hiçbir derinliği olmayan batı medeniyetinin selamlaşmalarını, “By by, çav” gibi anlamsız kelimelerini kullanmaktan geri kalmayan gençliğimiz, İslam medeniyetinin kendilerine sunduğu, “Selamünaleyküm, Allah’a ısmarladık” gibi selamlaşmalarını ise söylemekten ısrarla imtina ediyor.

Kuşkusuz bütün bunlar, yılların getirdiği bir birikim. Toplumsal algı değişikliğinin uzantıları. Bu algıyı değiştirmesi ve İslam medeniyetinin en güzel formlarını topluma yeniden hatırlatması gereken, yansıtması gereken araç ise kitle iletişim araçları, yani medyamız.

Medyamızda özellikle en çok seyredilen, takip edilen ve tüm karakterleri taklit edilen dizilerde, en ağır kültür emperyalizminin tüm özelliklerini tüm baskın ve dominant yönleriyle bulabilmek, izleyebilmek mümkün.

Dikkat ediyorsanız, ekranlarımızdaki hemen hemen tüm dizilerde batılı bir yaşam tarzı, kılık kıyafetinden düşünce yapısına, kullanılan dile kadar kelimenin tam anlamıyla kutsanıyor. Cafelerden, barlardan çıkmayan dizi karakterleri, nerde akşam orda sabah bir yaşam biçimini bizlere yedirmeye çalışan senaryolar, “İffeti değil şehveti başrole koyan” anlayış, gizli gizli zihinlerimize bir afyon gibi enjekte ediliyor.

Kısacası kimliksizleştiriliyoruz….

Bir yanda batı medeniyetinin safra kültürüyle hemhal edilmeye çalışılan bir toplum, bir yanda kendi değerlerini unutmamak için çabalayan bir toplum.


© Milli Gazete