We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dertler birbirine ulandı önce helallik sonra ilendi

9 0 0
25.09.2021

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu konuşuyor, 22 Eylül Çarşamba günkü basın toplantısında. Başta söylemesi gerekeni sonda söylüyor:

“Sayın Cumhurbaşkanı şu anda New York’ta BM’de bir konuşma yaptı; dünyaya nizamat verme arzusu içinde.”

Bu ülkenin liselerinde edebiyat dersi okuyanlar “Nizamat” kelimesini duyduklarında, üzerine tahrir ödevleri yazdıkları Ziya Paşa’nın o ünlü beytini hatırlarlar.

“Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat

Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.”

Teseyyüp kelimesinin manasını kayıtsızlık, tembellik, ihmalcilik olarak bilirsek bin türlü sıfatıyla anlatılanlardan biri hemen gelebilir insanın aklına. Mesela İstanbul’un siluetini bozan inşaat üçlüsü sorulduğunda, “Arkadaşımdır. Yık dedim ama yıkmadı” diyen Sayın Erdoğan, vatandaşlardan yükselen çevre hassasiyetlerini farkettiğinde ise “Çevre bizim işimizdir” buyuruyor; o arkadaşını da hariçte tutmadan.

Yani insan vaktini esirgemese, dağ başlarındaki altı hazineli dipsiz göllerin talan edilmesinden, yanarken buraya inşaat yapmayacağız sözü verilen orman arazilerinin yıldızlı oteller olmasına kadar, o bin türlü’nün birkaç yüz tanesini alt alta yazabilir. Kültürümüz o derece arttı.

Başkan Karamollaoğlu konuşuyor: “New York’ta gökdelenler dikmek, bakın biz kalkındık demek, arkasından da borç istemek... Dünyaya nizamat vermeye kalkıyor ama kendisi muhtaç.”

Cümlesini böyle noktalıyor Sayın Başkan Karamollaoğlu; siyasi cevaplamalarda hep söylenip gelen lâedri beytini hatırlatmadan. Belki de gündemi yakan laiklik tartışmalarına hücum düdüğü vermek istemediğinden. “Kendisi muhtaç-ı himmet bir dede / Nerde kaldı gayrıya himmet ede” beytini deseydi, Sayın Cumhurbaşkanı’na dinsel “Dede” makamı verdi, cephesi açılmaz mıydı?

O sadece, Cuma selamlıklarında padişahlara “Senden büyük Allah var!” nidasını eden devlet erkanı gibi yaptı ikazını. “19 yıl sonra yeni hedefler ortaya koyup toplumu ikna edemezsiniz” dedikten sonra haykırdı: “Allah’tan korkun!”

Kapağı, gökyüzüne bakan Erdoğan fotoğraflı ve bizzat Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dünyalılara, dünyalarının nasıl “Daha adil” olabileceğini anlatan kitabının reklamına gönderi miydi Sayın Başkan Karamollaoğlu’nun şu tespiti, yoksa mutlaka söylenmesi gereken miydi?

“Sayın Cumhurbaşkanı, BM’de adaletin ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptı. Bir yönetici ‘Ben ne kadar da adilim’ diyorken, bu sözleri gerçekleri yansıtmıyorsa, o zaman tabandan isyan gelir.”

“Daha adil bir dünya mümkün” adını vermesini Sayın Cumhurbaşkanı’nın kitabına, 19 yıl biterken ancak düşünülmüş yeni hedeflerden biri mi sayılmalıdır? Şimdi olmasa da sonra mutlaka, gibi bir çağrışımı var zira. Hal buki, göğün ve yeryüzünün adaletle ayakta durduğunu söyler Yunus’umuz yüzyıllar öncesinden.

“Bu yer ü gök arş ü ferş aşk dadı ile........

© Milli Gazete


Get it on Google Play