Bir şehrin sokakları gazete, Gazeteleri hiciv kokmuyorsa

SATIŞIMIZ ESKİLER ÜZERİNDENDİR

İki gözünü birden kaybetmiş olan bir zat, Harbi Umumi’nin sonlarına doğru bir gün Neyzen Tevfik’e, söz arasında sordu:

– Canım Tevfik Bey! Ne oluyoruz? Ahvali alem nasıl?

Neyzen Tevfik’in arkadaşını kucaklayan cevabı, yaşanılan günlerin özetidir.

– Gördüğünüz gibi efendim!

Sanatın, edebiyatın, musikinin canlı yaşatıldığı, harpten harbe sürüklendiğimiz, cepheden cepheye koştuğumuz ve yeniden devlet olma günlerimizden kalan hicvin, tenkidin, karşı söz söyleme gücünün öncülerindendir Neyzen Tevfik. Neyzen sıfatının çok üstündedir hiciv şairliği.

“Mısralarını şimşeğe benzettik; yıldırımı olmayan bir şimşek” tanımıyla, onda olmayanı bu zariflikte anlatırken rahmetli Üstad Sezai Karakoç, artık bir Neyzen Tevfik’in olmayacağını da biliyordu.

“Adil fırsat da düşse kinden istibat eder,

Zalim idbara düşerken dinden istimdat eder!”

Bir beyitle adil ve zalim mukayesesini bu kadar güzel anlatan Neyzen Tevfik’in en bilinen siyasi hicvinde moral arayacağız; vaktidir diyerek.

Cevdet Kerim İncedayı CHP’nin İstanbul teşkilatının başkanıdır.

Bir gün bir mecliste Neyzen Tevfik’i dinler; çok beğendiğinden, mest olduğundan mıdır, yoksa orada olanlara siyasi gücünü göstermek istemesinden midir, bilinmez; bir teklif sunar: Makamıma gel, yardımda bulunayım yahut ihtiyacını gidereyim, gibi bir cümledir duyurduğu.

Gün olur Neyzen Tevfik yolunu düşürür Cevdet Kerim’in adresine… Fakat görüşmek ne mümkün, sonra gel derler.

Belki o günün veya birkaç kez gitmelerinin sonunda, kağıt-kalemi eline alan Neyzen Tevfik, muhatabına verilmesini istediği hicvini yazar.

“Rızk için Allah Kerim,

Fısk için Cevdet Kerim!”

Tek parti........

© Milli Gazete