Venezuela ve İran tecrübesi ışığında Erbakan ve açlık üzerinden kurulan siyaset |
İslam’da yönetim, kürsüden konuşma sanatı değil sofranın doluluğuyla ölçülen bir sorumluluktur. Bir ülkenin halkı uzun süre aç kalıyorsa, orada mesele artık sadece dış baskılar, ambargolar ya da liderlik tartışmaları değildir. Mesele, yöneticinin omzuna yüklenen emanetin zedelenmesidir. Çünkü İslam’a göre açlık, siyasi tercihleri değil, iradeyi bozar.
Bugün Venezuela’da yaşananlar bu hakikatin çıplak bir örneğidir. Yıllar süren ambargolar, finansal kuşatma ve ekonomik izolasyon halkı ideolojik tartışmalardan kopardı. İnsanlar bağımsızlık söylemlerine değil ekmeğe bakar hâle geldi. Sonuçta ortaya çıkan tablo şaşırtıcı değil. Aç bırakılan bir toplum, kendisine uzatılan her eli “kurtuluş” sanır. O elin kime ait olduğu, hangi bedeli talep ettiği ise ikinci planda kalır.
İran’da sahne daha kontrollü ama yön aynı. Uzun vadeli yaptırımlar, para biriminin değersizleşmesi, temel tüketim maddelerine erişimin zorlaşması… Burada hedef bir günde rejim devirmek değil; toplumu yormak, sabrını tüketmek ve alternatif arayışlara razı etmek. Açlık doğrudan devrim üretmez fakat teslimiyet için elverişli bir zemin hazırlar.
Bu tabloyu Türkiye’den bağımsız okumak........