We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İstanbul zora düşerse kim rahat uyuyabilir?

9 0 0
29.09.2019

17 Ağustos depremini evde yaşamıştım. O korku ve telaşla aile fertlerine koştuğumu hatırlıyorum. Rahmetli babamın yattığı odanın önünde bir ağaç ve sokak lambasının asılı olduğu elektrik direği vardı. Babamın korku dolu gözler ve darmadağınık cümlelerle aralarında 3 metre mesafe olan ağaç ve direğin birbirine çarpıp ayrıldığını söylemesini unutamıyorum. Sonrasında günlerce sokaklarda yaşamak zorunda kalmıştık. O gece öncesinde sürekli söylenen ancak bazılarımız için soyut anlamlar içeren deprem gerçeği çok acı bir şekilde yüzümüze çarpmıştı. Aradan 20 yıl geçti. Deprem az veya çok hep gündemimizde oldu. Geçtiğimiz Perşembe günü yaşanan 5.8 büyüklüğündeki sarsıntı ise 17 Ağustos sonrası en yüksek şiddette olanı ve depremin kendisini bizlere en ciddi hatırlatmasıydı. Doğal olarak gündemin seyri birden değişti. Şimdi herkes beklenen büyük depremi konuşmaya başladı.

Peki, İstanbul ve deprem tartışmalarının neresindeyiz? 17 Ağustos’tan bugüne maddi-manevi neler yapabildik? Hangi dersleri çıkardık veya gerçekten doğru mesajları alabildik mi? Geliniz önce bardağın dolu tarafına bakalım. Gerek imar yönetmeliğindeki düzenlemeler, gerekse de kentsel dönüşüm çalışmaları aslında deprem gerçeği dikkate alınarak planlandı. Bütün bu süreçler yavaş ilerlese de, yeni yapılan binalarda buna olabildiğince dikkat edildi. Ancak bunlara rağmen ortada birçok eksikliklerin olduğunu da kimse reddedemez. Son deprem bu........

© Milli Gazete