Savaşa direnen Nevruz |
Şurası bir gerçek ki, İslam ülkeleri; bir an önce birleşmek zorunda.
Sadece savaş zamanı, kötü günde, savunma amaçlı değil.
Barışta, iyi günde, bollukta, zenginlikte güçlerini bir araya toplamalı.
Orta Doğu’ya olan bu heves; zengin maden yatakları, enerji havzaları.
İran’da, Irak’ta, Suriye’de, Arabistan’da, Mısır’da, Pakistan’da, Türkiye’de.
Savaşların asıl nedeni, İslam ülkelerinin el değmemiş yeraltı kaynakları, enerji zenginliği.
Savunma iş birliği, askeri güç birliği, yerel kaynakları işlemede bilgi birliği ile yeniden dirilişin zamanı çoktan geldi de geçmekte.
Bölgenin yeraltı zenginliği çok, yerüstünde yegâne eksiklik dağılma, savrulma, birbirinden kopma.
Ortak para birimi, ortak savunma sistemleri, zenginliğin hakça paylaşımı.
Son İran Savaşı gösterdi ki, ABD efsanesi içi boş bir masalmış.
Ancak milletlerin en kutlu değeri; onuru imiş.
Yüceltilen kof uygarlıklardan sinmek, bizi korusunlar diye bağlanmak, onlarla ticaret yapıp ülkenin gelirini boca etmek maalesef İslam ülkelerinin yazgısı.
Trilyon dolarlık silah alışverişini ABD den yapan Körfez ülkeleri, en büyük hakareti cebini doldurduğu hayduttan duydu.
Yetmedi bağımlı oldukları ABD nin bırakın kendilerini korumasını, canlı hedef haline getirilmelerini şaşarak izlediler.
Bölgenin özgürlüğü, ülkelerimizin haysiyet ve şerefi için uzaklardaki haydutlardan himmet beklemek yerine kendi kültürümüze dönmenin, komşularla iş birliği yapmanın vakti geldi.
Şubat İran Savaşı, dengeleri değiştirdi.
Haydudun, “Bu gece bir uygarlığı yok edeceğiz” tehdidine karşı,
Köprülere, santrallere, fabrikalara çıkan İran halkı; muhalifi, iktidar yanlısı ile el ele tutuştu.
Önce bizi vur, sonra vatanımızı dediler.
Hürmüz Boğazı zemzem kadar elzem İran için.
Boğazı kapattığı anda, ekonomik ibreler tepetaklak oldu.
Şimdi gemilerden yüklü miktarda geçiş ücreti istemekte.
Ücret Dolar ile değil, İran Riyali ile alınacak.
ABD petrol devleri şaşkın: “Savaşı kazandığımızı sanıyorduk İran'a neden haraç ödüyoruz?”
İnşallah Hürmüz, bizim boğazlar için de emsal olur.
Şubat savaşının mağlubu ABD oldu.
Çokta büyük askeri gücü, ekonomisi olmadığını başta Avrupa olmak üzere dünya halkları şaşarak izlediler.
Bizde de bir kesim, İran’ın kesin yenilgisini hesap edip mezhepçi yaklaşımlarla yıpratmaya çalıştılar.
Fakat bütün bu menfi rüzgârlara, kardeşlerinin kendisini yalnız bırakmasına karşın İran galip geldi.
Kendisine, değerlerine inandı, haydutlardan korkmadı, giden cansa feda olsun vatana dedi, başı dik onurla çıktı bu hayâsız savaştan.
Elbet unutamayacak yaşadıklarını,
Bu yüzden İran Meclis Başkanı Kalibaf, Pakistan’da ABD heyetiyle yapılacak temaslar öncesinde, “adalet ve intikam” vurgusu ile dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kalibaf, Minab’daki ABD’nin füze saldırısında katlettiği 168 kız öğrenci için uçak koltuklarına onların fotoğrafları, okul çantaları ve kırmızı güller yerleştirilen görüntüyü, “Bu uçuşta yol arkadaşlarım” notuyla paylaştı.
İran bölge halklarının yıkımını da kabullenmemekte.
Bu yüzden İsrail’ in saldırılarında hayatını kaybeden binlerce Lübnanlıyı; “Ben nasıl olsa ateşkesi sağladım” deyip görmezden gelmemekte.
“Ya Lübnan’da akan kan durur, ya da ABD ile müzakere yok” restini çekti.
Paçaları tutuşan Trump, Netanyahu’ya, “Savaşı bitir” diyemedi, “Saldırıyı azalt” ricasında bulundu.
Bu yıl Nevruz kutlaması, 21 Mart’ta yapılmadı çoğu yerde.
Ramazan’da başladılar katletmeye.
Bombalarla Şiraz Bahçeleri’ni, baharı, bayramı yok edeceklerini sananlar,
Nevruz’u da katlettik, bir daha kutlanmaz bu bayram, buralarda; dediler.
Ne ki Mezopotamya bu yıl Nevruz’u, gecikmeyle ama tüm anlamları ile kutladı.
Acemler, Araplar, Türkler, Kürtler; savaş sonrası özgürlük türküleri ile halaylar çektiler.
İnsanlarla omuz omuza Ramazan da, Nevruz da savaşa direndi ve kazandı.