Laiklik Bildirisi |
Aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu 168 kişi, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bir bildiriye imza attı.
"Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!" diye başlayan bildiride, "Türkiye'nin ABD ve İsrail planları doğrultusunda Talibanlaştırma baskısı altında olduğu" savunuluyor.
"Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump ipine sarılarak Türkiye'yi adım adım Ortadoğu'nun gerici bataklığına sürüklemektedir. Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır.
Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların Anayasayı hiçe sayarak "suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir."
Bildiri, "Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz! Karanlığa teslim olmayacağız" sözleriyle son buluyor.
Aslında Türkiye’de Ramazan ayı, mevsimsel bir laiklik yası duyulmasına vesile olmakta.
Ne o, birden daha içli okunan ezanlar.
Camilerin teravihlerde dolup dolup boşalması,
İftar vakti artan trafik bile laiklik matemini tutmak için yeterli sebep.
Lakin MEB’in bildirisi, sancılı kesimin acılarını iyice artırdı.
Ne demek okullarda Ramazan eğitimi.
Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat'ta 81 ile Ramazan ayı boyunca okullarda "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı etkinlikler düzenlenmesi için yazı göndermişti.
Söz konusu yazı, laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle eğitim sendikaları ve veli örgütlerinden tepki çekmişti.
Bu yazı doğrultusunda, Ramazan ayı boyunca öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmeye, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerleri geliştirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinlikler uygulanacak.
"Maarif Modeli'nde tanımlanan öğrenci profili; ahlâklı, bilge, cesaretli, estetik duyarlılığa sahip, iradeli, merhametli, sorgulayıcı, üretken ve vatansever bireylerden oluşmaktadır. Bu profil; öğrencilerin geçmişten devraldıkları kültürel mirası koruyarak geleceği inşa edebilen, millî kimlik bilinci gelişmiş, toplumsal dayanışmayı önceleyen ve insanlık için iyi, doğru ve faydalı olanı yapmayı ilke edinen bireyler olarak yetişmelerini öngörmektedir. Bu yönüyle Maarif Modeli; köklerden geleceğe uzanan, sosyal ve duygusal becerilerin gelişimi ile değer temelli ve insan merkezli bir maarif anlayışını esas almaktadır.”
Aslında bu model için çok geç kalındı.
Yılbaşında Noel Baba kılığına giren çocukların hediye dağıtmaları, millî manevi değerleri aziz tutma iddiasındaki hükümetin çeyrek yüzyıllık iktidarında milim değişmemişti.
Bildiriyi yazanlar için Noel Baba, laiklik için can suyuydu.
Fakat ne demek dayanışma, yardımlaşma, paylaşma işte bu karanlık ve yoksul Ortadoğu idi, laiklik burada can çekişirdi.
Okullarda horoz şekerlerinin, kâğıt helvalarının, dondurmaların dağıtılacağı iftar şenlikleri bizi Batı dünyasından koparabilirdi.
Karagöz ve Hacivat giysileri ile fakirliğe özenti vardı.
Okullardaki büstlerin karşısına Ramazan köşesi açmak laikliği tehditti.
Almanya’da gece çocukların ellerindeki fenerlerle Laterna bayramını izlemiştim. Aziz Martin’i anmakta idiler. Martin, pelerinini ikiye keserek, bir dilenciyi donmaktan korumuştu. Orada laiklik yara almamıştı.
Cahide Yılmaz, ironi için çocukların eline kandiller verip, “kedilerin babası” Ebu Hureyre’nin elbisesini yırtıp, soğuktan korumak için kedilerin üzerlerini örtmesini anlatmıştı Hıristiyan komşularına. Sizde de merhamet varmış, demişlerdi.
Fakat korkmasınlar, laiklik gidecek diye.
Öğretmenler kale gibi korumaktalar.
Torunlarımın gittiği ilkokulda karar aldılar, öğrencilere orucu yasakladılar.
Meryem, dördüncü sınıf öğrencisi oruçlu, Ayşe ikinci sınıf öğrencisi küçük olduğundan tutmuyor, ikisinin de öğretmeni kesinlikle oruç tutmayacaksınız, demiş. Meryem, oruçlu olduğu için arkadaşlarının içerisinde ona kızıp bağıran öğretmeninden korktuğundan okula gitmek istemiyor.
Bildiri yazıp yorulmuşsunuz, zaten okullarımız yeterince laik,