Üç korner bir penaltıdan spor okuluna (Oyunun kaybolan hafızası)
Bir zamanlar spor, özellikle de futbol, herhangi bir kuruma ihtiyaç duymadan oynanabilirdi. Bir top, iki taş, biraz boşluk ve çocuk olmanın kendiliğindenliği yeterliydi. Oyun, kuralsızlık içinde kendi kurallarını üretir; beden, mekân ve zaman arasındaki ilişki doğaçlama biçimde kurulurdu. Bugün ise spor, çocukluğun doğal bir uzantısı olmaktan çıkmış, erken yaşta bir öğretim ve performans rejimine dönüştürülmüş durumda.
Eskiden mahalle maçlarının tuhaf kuralları vardı: “Üç korner bir penaltı”, “atan alır”, “faul diyene inanılır.” Bu kurallar oyunu bozmaz, aksine oyunu mümkün kılardı. Mekân dardı, zaman sınırlıydı, top kıymetliydi. Oyun, içinde bulunduğu maddi koşullara uyum sağlayarak kendini yeniden üretirdi. Bugünse tam tersini yaşıyoruz: Artık çocuk, oyunun koşullarına değil; oyun, piyasanın ve kurumların koşullarına uyum sağlamak zorunda.
Günümüzde spor sokakta öğrenilmiyor. Sokak, apartman boşlukları, arsa kenarları ve okul bahçeleri oyunun doğal mekânları olmaktan çıktı. Bir çocuğun spor yapabilmesi için artık bir spor okuluna kaydolması, belirli saatlere uyması, belirli ücretleri ödemesi ve........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin